Sinif Mucadelesi

Erdoğan ve AKP iktidarı patronlar düzeni için sonuna kadar gitmeye kararlı

Perşembe 6 Haziran 2019

Yaşam şartlarının gittikçe zorlaşıyor. Öyle ki hasat nedeniyle sebze fiyatının biraz düşmesi, soğan ve patatesin 3 liraya inmesi, mutlu ediyor. Erdoğan’ın “ustalık” devri, toplumu bu hale getirdi. İktidarın kontrolündeki medya pazar fiyatlarını birinci haber yapıyor; enflasyon yüzde bir bile düşmediği halde olumlu gidişat için pazar tezgahlarında bahane aranıyor.

Sonu gelmeyen toplantılarda paketler açıklanıyor; siyasiler bol keseden konuşup, emekçilerin, yoksulların zihinlerini yönlendirmeye çalışıyor. Ancak gerçek durum kapalı kapılar ardında konuşuluyor, yapılacaklar, karara bağlanıyor. Nitekim Erdoğan, gösterişle toplantıların birinde kendisinden yeni bir düzenleme isteyen patron örgütü başkanına “kameralar önünde konuşmayalım” dedi. Fakat patronları ikiletmedi, hemen harekete geçti.

Patronlar ne istiyor: işçi haklarının kısıtlanmasını ve para. Kıdem tazminatına doğrudan el konması tepkiye neden olacağı için etrafından dolaşan kanunlar çıkarılmaya başlandı bile. İşçinin geriye dönük haklarının 10 yıl olan süresi 5 yıla indirmişti AKP hükümetleri, şimdi 1 yıla indirilecek. Böylece patronlar, sonradan ödeme kaygısı duymadan işçinin ücretinden, fazla mesaisinden, daha rahatça çalabilecek.

Para ise avuç avuç dağıtılıyor. Sayısı çoktan unutulan paketlerdeki tüm para, hemen patronların kasasına girdi ama sonuç değişmiyor. Emekçilerin ücreti, vergi ile fiyat zammı ile KDV ile yeniden patronların kasasına akıyor. Emekçilerin, en yoksulların gittiği marketlerde satış azalsa bile kâr artışı rakor kırıyor. Patronlar zamla, devlet KDV ile adeta soygun yapıyor. Yoksuldan alıp zengine veren bir düzen var.

Her şeye rağmen ekonominin çöküşünü önleyecek çareleri yok. Çünkü kapitalist ekonomi düzeni böyle işliyor; bir krizden diğerine yuvarlanıyor. Devlet karışmasın diyen tüm patronlar, şimdi devlete sığınmış durumda. Ancak devletin sadece para ve sipariş vermesini istiyorlar, gerisini bildikleri gibi yapacaklar. Oysa ekonomiyi bu hale getirenler, aynı patronlar, onların düzeni.

Patronlar, uzun yıllardır kendi çıkarlarına hizmet eden, aynı zamanda kitleleri de peşinden sürükleyen Erdoğan gibi bir siyasetçiden memnun. Ancak ekonomi, siyaseti de beraberinde sürükleyerek çöküşe doğru ilerliyor, tıpkı AKP’yi ansızın iktidara taşıyan 2001 krizinde olduğu gibi.

Buna rağmen Erdoğan ve AKP’li siyasetçiler, patronların siyasi temsilciler olarak bedel ödemek istemiyor. Yıprandıklarında, kitleleri ardında sürükleyemediğinde gidip yerlerini başkalarına bırakmak istemediklerini, önce 7 Haziran seçiminin yenilenmesi, son olarak da İstanbul seçiminin iptaliyle açıkça, bir kez daha gösterdiler.

Erdoğan açısından bu yeni bir durum değil. Ankara’da TEKEL işçilerinin mücadelesini, Gezi parkı mücadelesini, sanki olamayacak bir şeymiş gibi “beni hedef alıyorlar” diyerek garipsemişti. Ettiği birlik lafları da göz boyamaktan başka bir şey değil.

Erdoğan bu kibri, onu destekleyen patronlardan, ona hizmet eden kadrolardan, onu gün be gün öven medya yalakalarından alıyor. Ancak bir yandan da baskıcı yasaları, polis şiddetini, işsizlik tehdidini, taraftarlarının şiddetini, hep gündemde tutuyor. Hatta Erdoğan’ın yeni askerlik yasasıyla, sadece kendine bağlı ordu kurma hazırlığı yaptığı basına yansıdı.

Mayıs ve haziran ayları, işçi sınıfına umut veren bir tarihle damgalanmıştır. 15-16 Haziran mücadelesi; Bahar Eylemleri; metal işçilerin mücadelesi; Gezi parkı mücadelesi; hem bu aylarda oldu. İşçi sınıfı, düzenin krizinin bedelini ödememek için yapması gerekenleri kendi tarihinden çıkarabilir. (05.06.19)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:252 - 7 Haziran 2019  Site yaşamını izle Başyazı   ?