Sinif Mucadelesi

Siyasilerin derdi seçim, işçi sınıfı ise geçim derdinde

Cuma 1. Şubat 2019

Mart sonunda yapılacak olan belediye seçimleri, başta Erdoğan ve AKP olmak üzere tüm siyasi partilerin birinci gündemi. Ancak milyonların; işçi sınıfının, emekçinin, köylünün gündemi işsizlik ve hayat pahalılığı. İş sayılmayacak yerlerde, asgari ücretle geçici bir işe girmek için on binler sıra bekliyor. Kapitalist sömürü düzeninin iki illeti, ekonomik kriz nedeniyle yeniden üzerimize çöktü. Bu nedenle seçim, hangi seçim olursa olsun çok önemseniyor.

Öncelikle seçim yoluyla, emekçilerin tüm ilgisi, öfkesi düzen içinde tutuluyor. Düzene, şu veya bu kurala, uygulamaya, neden olduğu soruna tepki göstermek isteyen, öfkelenen kitlelere, çözüm sandık deniyor. Oy vererek sorunlarını çözecekleri yanılgısı güçlendiriliyor. Seçim sorunları çözmüyor; en fazla geçici olarak iyileştiriyor ya da erteliyor.

Örneğin Davutoğlu’ndan beri vaat edilen taşeronların kadroya alınması sorunu hala çözülmedi. Taşeron işçinin ancak üçte biri kadroya geçebildi. Değil işsizlik gibi en önemli sorunlar, seçim vaadi olan ek gösterge, emeklilikte yaşa takılanlar gibi konular bile sadece lafta kaldı.

Seçimin önemsenmesi, mesela eski Milli Eğitim bakanının din ticaretine başlayıp seçimin “mahşerde beraat” sağlayacağını söylemesi, sadece AKP’nin oy kaybından değil. Bununla birlikte belediye bütçelerinden dağıtılan paranın, rantın sürmesi söz konusu. Bir de yapılan yolsuzlukların, vurgunların gizli kalması.

İktidar da muhalefet de adaylarını bu ilişkiler ağını en iyi sürdürebilecek kişilerden seçiyor. Bu nedenle her partide itiraz, istifa, tartışma var. Hepsi para musluğunun başını tutmak, pay almak için.

İstanbul’un bütçesi, yedi bakanlığın bütçesinden, meclisin bütçesinden daha büyük. Meclis başkanı, İstanbul’a seçilirse statü kaybedecek ama daha büyük para kasasının başına geçecek. İstifasını soranlara “makam peşinde değilim” diyor ama zaten makamı hiç düşmedi, hep yükseldi. Bürokratken bakan oldu; başında bulunduğu karayolları neredeyse yok oldu ve görevleri belediyeye devredildi; başında olduğu bakanlık artık yok, başbakan oldu; artık başbakan makamı yok, meclis başkanlığı da yok, olsa ne değişir?

Belediye seçimi olsa bile bu seçim genel seçim havasında geçecek gibi görünüyor. Bunda siyasilerin hedeflerinden çok işçi sınıfının geçim derdinin öne çıkması etkili. Erdoğan’ın “2 bin 400 maden işçisine kadro” vaadi, “patronlardan 2.5 milyon işçi alma sözü aldım” gibi işçi sınıfını doğrudan ilgilendiren vaatlerle işe başlamasının nedeni de budur. Bu kadro vaadi de göz boyama; 301 madenciyi öldüren Soma AŞ’yi kurtarmak, patronu iflas ve tazminatan kurtarmak için yapılıyor. Aynı şirket işten çıkardığı 2.800 işçiye tek kuruş tazminat ödemedi ve onlar kadro hakkı alamadı.

Bunlarla göz boyamaya çalışan iktidarla; enflasyon, vergi artışı, köprü, benzin, elektrik, doğal gaz gibi temel tüketime yaptığı zamla işçi sınıfının yaşam düzeyini düşüren aynı iktidar. Ücret zammı için, geçimi için mücadeleye girişen, greve çıkan işçilere yasak getiren, polis baskısı uygulayan da aynı iktidar. İşsizlik fonundaki parayı yandaş patronlara dağıtıp kıdem tazminatını da patronlara pay etmeyi planlayan da aynı iktidar.

İşçi sınıfı bugününü ve geleceğini, bu veya bundan az farklı olan iktidarların ellerine bırakmamalı. Seçimi öne çıkaranlara karşılık geçimi öne çıkarıp kendi mücadelesini vermeli. (01.02.19)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:248 - 1 Şubat 2019  Site yaşamını izle Başyazı   ?