Sinif Mucadelesi
Suudi Arabistan

Prens, cinayetleri ve efendileri

Cumartesi 3 Kasım 2018

Suudi Arabistan’ın veliaht prensi Muhammed bin Selman kötü bir durumda. Yemen’de on binlerce ölü ve yaralıya neden olan yıkıcı bir müdahaleyi de başlatmış olan Muhammed bin Selman, Amerikalı ve Avrupalı liderler tarafından bir gazetecinin öldürülmesinden sorumlu olmakla suçlanıyor.

Aniden bilinçleniverdiler! Görünüşe göre, silah sanayine hizmet eden temsilcileri, efendilerinden daha vicdanlı değil. Onların rehberi büyük güçlerin ekonomik ve stratejik çıkarlarıdır, başka da bir şeyi temsil etmezler.

Washington Post köşe yazarı, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı, Muhammed bin Selman’ın İstanbul’daki Suudi konsolosluğuna gönderdiği bir komando tarafından önceden planlanmış bir şekilde, 2 ekim günü öldürüldü. 23 ekim salı günü Erdoğan’ın parlamentoya söyledikleri bunlardı. Açıktır ki, Erdoğan bu olayı ifade özgürlüğüne duyduğu sevgi nedeniyle açıklığa kavuşturmuş değil. Nitekim kendisi, “Türkiye’de biz, gazetecileri cezaevine atabiliriz” diyerek itirafta bulunmuş ve eklemişti: “Suudilerin yaptığı gibi katletmeyiz.” Bu olaylar, kısmen Ortadoğu’daki farklı güçlerin çekişmesinden, kısmen Amerikan emperyalizminden kaynaklanıyor.

ABD önce, Suriye ve Irak’ta IŞİD’e karşı verilen savaşta İran’ın kilit bir rol oynamasına izin verdi, sonra da diplomatik manevra yaptı ve İran’ın çatışmalar sayesinde güç kazanmasını engellemek istedi. Gerçekte hiçbir zaman terk etmemiş olduğu Suudi Arabistan’a geri döndü. Seçilmesinden kısa bir süre sonra Trump İran’la olan nükleer anlaşmayı kaldırdı, yeni ve çok sert ticari kısıtlamalar getirdi.

ABD tehditkar gücünü kullandı ve İran’ın temel ihtiyaçlarını ithal etmesini engelledi, böylece işçi sınıfının hayat standardını da aşağı çekti. Ancak bu önlemler, İran’ın bölgesel müttefiklerini, mesela artık İran petrol ve gazından mahrum kalacağından korkan Türkiye’yi de hedef alıyor.

İran’la ekonomik ilişkisi bulunan diğer Avrupalı emperyalist güçleri de hedefine alıyor çünkü bu devletler, ilişkilerini resmiyette sonlandırmak zorunda kalıyor. Bu sadece başlangıç, zira 4 Kasım 2018’de ekonomik yaptırımların ikinci dalgası başlayacak, bunlardan biri doğal gaz ve petrol ihracatını durdurmak olacak.

Savaşlar ve bombalamalarla geçen yılların ardından, yeniden inşaat alanları, bölge liderlerinin müzakerelerinde kilit rolde. Birkaç gün önce Trump, Alman grubu Siemens’e 15 milyar dolar değerinde gaz türbini siparişi vermek üzere olan Irak hükümetini, siparişi ABD’nin dev şirketi General Electric’e vermeye zorladı. Kuvvetli bir söylemi vardı; eğer Irak hükümeti boyun eğerse, ABD de İran’dan Irak’a akan doğal gaz borusunun açık bırakılmasına onay verebilirdi.

O zamana kadar, ABD bütün girişimleri ile beraber Bin Selman’ı desteklemişti: Suudi Arabistan’da otoritesini pekiştirmek için yaptığı darbeyi, Yemen’deki savaş girişimleri, rakibi ve komşusu olan Katar’a yönelik ambargoyu. Çünkü İran ile, iki ülkenin karasuları arasında kalan devasa bir açık deniz doğal gaz havzasını paylaşan Katar’ın, bu ülkeyle ortak bir çıkarı var.

Bu defa, fazlasıyla görünür bir şekilde bir gazeteciye, üstelik de bir Amerikan gazetesinin yazarına suikast düzenleyen Suudi veliaht açıktan açığa savunulamaz hale geldi ve Amerikalı koruyucuları onu -en azından kısmen- terk etmek zorunda kaldı.

Birleşik Devletler Senatosu Dış İlişkiler Komitesi başkanı diyor ki, “Suudi Arabistan bir ülkedir, MBS bir kişidir. İkisini ayrı tutmaya hazırım.” Bu ifade, bölgede büyük bir problem kaynağı olan Muhammed bin Selman stratejisini de sorgulamıyor, Suudi Arabistan’a yapılan ve Avrupa ve Amerika silah endüstrisine ciddi karlar getiren silah satışlarını da. LO
(24.10.2018)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:245 - 2 Kasım 2018  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?