Sinif Mucadelesi

Ortadoğu’da petrol ve doğal gaz kavgası

Cuma 3 Ağustos 2018

Ortadoğu’da büyük güçlerin ve destekledikleri yerel rejimlerin, genellikle silahlı milisler üzerinden yürüttüğü savaşların arkasında çoğu zaman başka şeylerin yanında, petrol ve doğal gaz paylaşımı kavgası var.

Örneğin 13 Şubat’ta Türk savaş gemileri Kıbrıs’ın güneyinde, İtalyan şirketi ENİ’ye ait petrol arama gemisinin önünü kesti.

Türkiye’ye göre bu deniz sahası, KKTC’ye ait. İşte bu nedenden dolayı Türkiye, ENİ’nin petrol-gaz arama gemisinin burada bulunmasına karşı çıkıyor.

Birkaç gün sonra, ABD’nin 6. Filo’su, bu bölgede İsrail savaş kuvvetleriyle birlikte askeri manevra yaparak Türkiye’yi uyardı, ABD petrol şirketi EXXON’un bölgedeki haklarını hatırlattı.

Akdeniz’in zenginliği

Kıbrıs Rum basınına göre 1956’da bir ABD’li jeolog ekibi, Doğu Akdeniz’in derin sularında doğal gaz bulunduğu tespit etmişti. Ancak hem teknolojik olanakların sınırlı olmasından hem de doğal gaz pazarının gelişmemiş olmasından dolayı, gazı çıkarma girişimi olmadı. 2000’lerde ABD’li Noble Energy gibi şirketler, gelişmiş teknolojik olanaklarıyla derin denizlerde araştırma yapabildikleri için bölgeyle ilgilenmeye başladı.

Derinlerdeki enerji kaynağı, Kıbrıs Cumhuriyeti ile İsrail deniz sahalarında veya yakınında bulunduğu için Noble Energy onlarla anlaşmalar yaptı.

Suriye, Lübnan, Mısır ve Kıbrıs’ın hak iddia ettiği bölgede 12’den fazla kuyu kazıldı. Ulusla-rarası kara suları anlaşmalarına göre bir ülkenin deniz sahasının sınırı 12 deniz mili, yani 22.2 km. Buna göre Doğu Akdeniz’de birkaç ülkenin kara suları iç içe geçmiş durumda.

2009’da İsrail kara sularında Dalit ve Tamar isimli 2 kuyu açıldı ve çok önemli miktarlarda doğal gaz bulundu. 2010’da Leviathan isimli başka bir kuyuda hem gaz hem de petrol bulundu. Aynı dönemde Kıbrıs’ın güneyinde Afrodit isimli bir kuyuda gaz bulundu.

Tahminlere göre bu kuyuda 200 milyar metreküp doğal gaz var. Mısır karasularında, Nil nehri yakınlarında Zohr isimli bir kuyuda da gaz bulundu. Tahminlere göre bu kuyuda 200 milyar metreküp doğal gaz ve 1.8 milyar varil petrol var.

Rakamlar tahmini olsa ve kaynaklara göre değişse de kuyular çok önemli ve değişik petrol şirketleri ile işletecek bölge ülkelerinin çıkarları farklı olduğundan gerginlik sürekli tırmanıyor.

Kuyulardaki zenginliği paylaşmak için kavga başladı. ABD aslan payını kapmak istiyor ve EXXON ile Noble Energy gibi grup şirketleriyle hareket ediyor. Bu açıdan ABD, Akdeniz’de sürekli bulundurduğu 6. Filo’nun etkisini kullanmaktan çekinmiyor. Fransa, Total şirketini, İtalya ENİ şirketini kullanarak çıkarlarını korumaya çalışıyor.

Rusya, bir yandan Kıbrıs Cumhuriyeti ile olan yakın ilişkilerini Novatek şirketiyle diğer yandan Rus Rosnet, ENİ ile Zohr kuyusu için ortaklık kurdu. İngiltere, eski büyük sömürgeci ülke geçmişine ve Kıbrıs’ta hala askeri üs bulundurmasına rağmen, kaynaklarından pay koparamamış görünüyor ve pay koparabilmek için Türkiye ile iş birliği yapmaya çalışıyor.

Doğal gaz pazarı sorunu

Sorun doğal gaz pastasında pay almakla sınırlı değil. Geriye kalan esas sorun, doğal gaz ve petrolü çıkarmak, yeteri kadar büyük ve satın alma gücü olan pazara ulaştırmak.

İsrail, Kıbrıs ve Lübnan gibi ülkeler için doğal gazı pazara ulaştırma veya satın almada fazla sorun yok ama bu ülkeler çok büyük miktardaki gazı tüketemez. Nüfusu kalabalık olsa da Mısır’ın sorunu kitlelerin satın alma gücü olmaması. Türkiye’ye gelince, kitlelerin satın alma gücü olsa da, ihtiyacını Rusya, Azerbaycan ve İran’dan alıyor.

Doğal gazın satın alma gücü olan pazara ulaşması petrole göre daha zor. Petrol büyük tankerlere doldurulup uzak pazara kolay ulaştırılabiliyor. Doğal gazsa doğrudan gemiye doldurulamıyor, önce sıvılaştırılması gerekiyor. Sıvılaştırma hem pahalı hem de taşımada güvenlik sorunları var. Gazı ulaştırmanın en iyi yolu boru hattı, ama çok uzak mesafeler için kolay değil. Doğal gazın en iyi pazarı, 500 milyondan fazla nüfusu ve satın alma gücü yüksek olan Avrupa Birliği.

Doğal gazı Avrupa pazarına Akdeniz’den veya Ortadoğu’dan taşımak için Türkiye üzerinden geçmek gerek.

İran (Basra Körfezi) gazı

Dünyanın en büyük doğal gaz kaynağı, İran, Suudi Arabistan ve Katar sınırları içinde bulunan Basra Körfezi’nde. Devasa miktardaki doğal gaz, tüm dünyanın ihtiyacını 130 ila 150 yıl kadar karşılayabilir deniyor. Bu üç ülke ararsındaki gerginliğin esas nedeni gazın pazara sürülmesi.

Katar, Basra Körfezi’nde gaz havzasını İran ile paylaşmak zorunda. Katar’ın Kuzey Dome, İran’ın Güney Pars diye adlandırdığı havzada, tahminlere göre, 25 bin milyar metre küp gaz var. Gazın %70’i iki ülke tarafından çok ucuza çıkarılabilir. Katar, tek bir havza olan doğal gazı İran ile birlikte işletmek zorunda ve İran ile iyi ilişkileri koruma isteği bundan.

Bu durum Suudi Arabistan’ın hiç hoşuna gitmedi, çünkü gazdan aslan payı almak istediği gibi doğal gaz ticaretinde İran ile rakip. Örneğin Trump’ın Haziran 2017’de Suudi Arabistan’ı ziyaretinin ardından iki hafta geçer geçmez, Suudi Arabistan ile Katar arasında kavga çıktı. Suudi Arabistan, Katar’dan İran ile ilişkisini kesmesini istedi ve kendisi Katar ile ilişkiyi kesip, BAE, Mısır ve Bahreyn’in de Katar ile ilişkiyi kesmesini sağlayıp Katar’a karadan, havadan ve denizden çok sıkı ambargo başlattı. Riyad, bu kararına gerekçe olarak Katar’ın terörizmi desteklediğini söyledi. Suudi Arabistan’ın bölgedeki köktenci terörist hareketlere verdiği destek düşünüldüğünde bu iddia çok gülünç.

Suudi Arabistan ile İran arasında Sünni ve Şii mezhepleri temelinde bir kavga olsa da esas savaş, bölgedeki petrol ve doğal gaz zenginliğine kimin egemen olacağına ilişkin. 2000’de Katar’da gerçekleşen askeri darbe girişimini hatırlamakta yarar var. Suudi Arabistan daha o zaman Katar’ı İran’la dostane ilişkiler sürdürmekle suçluyordu; sonuçta darbe girişiminde Suudi Arabistan’ın parmağı göründü.

Basra Körfezi’ndeki doğal gazın paylaşımına ilişkin en ciddi sorun, Avrupa Birliği pazarına taşınması. Gazın bu pazara ulaşması Irak, Türkiye ve iç savaşın sürdüğü Suriye üzerinden olabilir. Suriye’de IŞİD büyük ölçüde bitirilmiş olsa da, ülkede yerel güçleri olan İran, Suudi Arabistan ve Türkiye arasındaki, temel olarak Rusya ile ABD arasındaki çıkar kavgası sürüyor. Bu güçler, kavgalarını yerel güçler aracılığıyla devam ettiriyor. Basra Körfezi doğal gazını Suriye üzerinden Avrupa Birliği pazarına taşıma projesi şimdilik dondurulmuş olsa da, savaşın son bulup bir anlaşmayla sonuçlanmasında, bu sorunun çözümü önemli bir rol oynayacak.

Rusya’nın dahil olması

Rusya, 1990 ile 2014 yılları arasında petrol ve gaz fiyatının yükselişiyle önemli dış gelir sağladı ve ekonomisini kolayca yönetip kitlelere bir hayat seviyesi garantiledi. Rusya, açık fark ile Avrupa’nın en büyük pazarı olan Almanya ile sözleşme yaptı; eski şansölye Schröder, Rusya’nın dev şirketi Gazprom’un idare heyetine katılmıştı. Ancak 2014’ten sonra enerji fiyatındaki düşüş Rusya’yı zor duruma soktu. Ekonomik krizin kötüleşmesiyle büyük Batılı enerji şirketleri, Rus doğal gazının rekabetine tepki göstermeye başladı. Ardından Rusya ile Ukrayna arasındaki krizin başlaması, Rusya’nın Ukrayna üzerinden Avrupa’ya doğal gaz boru hattıyla gaz nakletmesi sorun oldu.

Rusya doğal gazını Avrupa’ya Karadeniz üzerinden ulaştırmak için 5 milyar dolar karşılığında, Bulgaristan’a kadar giden bir doğal gaz boru hattı inşa etti. Avrupa Birliği ve ABD, Rusya’nın Ukrayna seçeneğinden vazgeçerek Bulgaristan kozunu kullanmasına tepki gösterdi. İşte bu ortamda, Rusya, Türk hükümetinin ABD ile sorun yaşamasını fırsat bilerek, Putin ile Erdoğan’ın aniden yakınlaşması sayesinde doğal gazın Avrupa’ya Türkiye üzerinden ulaşması kararını aldı. 2016’da Rusya ile Türkiye arasındaki anlaşmayla yapılan Türk Akımı hattı, Bulgaristan sınırına çok yakın. Böylece Rusya doğal gazını, Balkan ülkelerine ve Batı Avrupa’ya pazarlayacak.

Rus doğal gazının pazara sürülmesi sorunu, Suriye’deki savaştan da etkileniyor. YPG’nin Suriye’de denetim altında tuttuğu Afrin’e Türk ordusunun yaptığı askeri harekat, Rusya’nın desteği sayesinde oldu. Çünkü bölgenin hava sahası Rus askeri denetimi altında. Rusya da durumdan memnun, çünkü böylece ABD ile iş birlikçi Kürt güçler zor duruma düştü. Rusya Beşar Esad’ın en büyük destekçisi; dolayısıyla Esad’ın Türkiye ile yaşadığı sorunlardan etkilenme olasılığı var. Buna Türkiye’nin son dönemde ABD ile yaşadığı sorunları da eklemek gerek.

Türkiye’ye baskı

İşte bu ortamda, 15 Şubat’ta ABD’nin dışişleri bakanı Ankara’ya gitti, Erdoğan ve dışişleri bakanı ile çok gizli ve uzun bir görüşme yaptı. Görüşmeye resmi tercüman bile alınmadı, resmi tutanak tutulmadı ve resmi açıklama yapılmadı. Görüşmeden hiç bilgi sızmasa da ABD’nin, Erdoğan’ı ciddiyetle uyardığını tahmin etmek zor değil.

Suriye topraklarında uzun bir süre daha Suudi Arabistan ile İran ve arkalarındaki Rusya ile ABD’nin kavgasının devam edeceği, ancak Türkiye’nin bazen bir tarafta, bazen de karşı tarafta yer alacağı görülüyor. Eğer bir gün Suriye sorununa bir çözüm bulunursa, bu, bölgedeki enerji kaynaklarının paylaşımı ve pazara sürülmesine ilişkin bir anlaşmayı da içerecek.

Bölgedeki kitleler, daha uzun zaman dış güçlerin çıkar kavgasından zarar görecek. Suriye’nin kuzeyinde yaşayan ve son dönemde bir düzeyde özerklik elde etmiş olan Kürt halkı veya daha da genel olarak Suriyeli kitlelerin hakları, petrol ve doğal gaza el atan ve atmak isteyen güçlerin hiç ama hiç umurunda değil.


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:242 - 3 Ağustos 2018  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi’nin Sözü   ?