Sinif Mucadelesi

Ekonomi nereye gidiyor?

Pazartesi 9 Temmuz 2018

Dış borçların ve bütçe açığının sürekli artması, enflayon ve dövizin tırmanışı; Türkiye’deki ekonomik krizin yansımaları.

Dış borçlar sürekli artıyor: Türkiye’nin brüt dış borç miktarı Mart 2018’de 466.7 milyar dolara yükseldi. Borçtaki büyük artışta Kamu Özel İşbirliği projelerinin payı önemli bir yer tutuyor. Bunların en büyükleri; üçüncü havaalanı, Avrasya tüneli ve şehir hastaneleri. Bu inşaatlar için hem inşaat şirketleri, hem onlara kredi veren özel bankalar hem de devlet adına kredi veren kamu bankaları dışarıdan borçlanıyor. Çünkü buraların yapımında ve işletilmesinde kullanılan malzeme ve araçların ağırlıklı kısmı, dışarıdan satın alınıyor.

Bir de şu var; AKP hükümeti tarafından çıkarılan bir kanunla özel sektör borçlarına devlet garanti oluyor. 2009’da 876 milyon dolar olan bu borç, şimdi 8.8 milyar dolara tırmandı.

Bu yolla yapılan işler, özellikle “beşli çete” denen şirketleri başta olmak üzere patronların kasalarını dolduruyor ama alınan paranın geri ödenmesi emekçilerin sırtına her geçen gün daha gazla yük getiriyor. Çünkü bu işler, harcandığı kadar kazanç getirmiyor. Örneğin Marmaray açıldığından beri inşaşatı yapan patrona yeteri kadar kazandırmadığı için devlet kasasından para deniyor. Bu nedenle iki kez zam gördü. Ancak tam bir kısır döngü var: Zam gördükçe kullanım düşüyor, kullanımı düştükçe fiyatı rttırılıyor. Şehir hastaneler için benzer durumvar. Açıldığı illerdeki devlet hastaneleri doktorsuz, malzemesiz bırakılıp, hastalar buraya yönlendiriliyor. Ancak emekçilerin satın alma gücü düştükçe, yeteri kadar kazandırmıyor.

İşte bu nedenle daha fazla borçlanmaya gidiliyor. Bu durumu çok iyi bilen uluslar arası bankalar, elerini ovuşturup daha yüksek faizle, daha ağık koşullarda para veriyor. Çünük brüt dış borç miktarının milli gelire oranı %52.9 olduğunu yani hem devletin hem de borcun %69’unun sahibi olan patronların paraya ne kadar muhtaç olduğunu çok iyi biliyorlar. Böylece hem döviz hem de faizi tırmanıyor. Bu nedenle hem patronlar hem de devlet ve belediyeler, mal ve hizmetlere zam yapıyor; enflasyon oluşuyor.

Ayrıca kârı arttırmak için emekçilerin ücretleri mümkün olduğu kadar düşük tutuluyor. Bunun sonucu tüketimin, hizmetlerin kullanımını azalttığı gibi emekçilerin yaşamlarını zorlaştırıyor.

Ekonomi bir kısır döngünün içine girdi; gittikçe dibe doğru ilerleyen bir kısır döngü.
Sonuçta “IMF’den kurtulmakla” övünen AKP iktidarı, 43 milyar dolar aldığı borcu, %655 arttırarak 325 milyar dolara çıkardı. Rakamlar, her şeyin borçla yapıldığını ama borcun geri ödenmediğini gösteriyor. Bu paranın bir kısmı yatırımlara gitti ama önemlı kısmı patronların kasalarına aktı. Şimdi bunun emekçilerin sırtından çıkarılması söz konusu.

İşte bu nedenle enflasyon %15’e tırmanmasına rağmen 5 milyon memur ve memur emeklisine %8, işçi emeklilerine yakın oranda zam veriliyor. Ekonomik durum ve gidişatı özetlemek gerekirse hiç çekinmeden şunu söyleyebiliriz; para babalarının, devlet ve hükümetin zirvelerindekilerin yüksek kazançları ve servetleri giderek artarken, buna paralel olarak dış borçlar ve dış ticaret açıkları artıyor. Bedelini birileri ödüyor; düzen sürdükçe böyle devam edecek.

Şimdiden, yakında benzine, mazota, doğalgaza, elektrik ve suya zam geleceği söyleniyor! Yine bu zamlar temel olarak bizim cebimizden çıkacak. Tıpkı soğan fiyatlarının 5 liraya ve patates fiyatlarının 6 liraya çıktığında olduğu gibi. (04.07.18)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:241 - 6 Temmuz 2018  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?