Sinif Mucadelesi

Erdoğan; her devrin her işin adamı

Pazartesi 9 Temmuz 2018

Neredeyse tamamı iktidar çevresinin elindeki büyük medyada, uygulanmaya başlanacak olan yeni sistemin reklam tanıtımları yapılıyor. Ardından asker tarafından öldürülen “terörist” sayısı ve polis tarafından gözaltına alınan “FETÖ şüphelisi” sayısı açıklanıyor.

Siyasi ve sosyal ortam, Orwel’in 1984 romanındakine her geçen gün daha çok benziyor. Karar veren siyasetçi uygulayan asker ve polis; sanki başka kimse yok!
Erdoğan’ın “ustalık dönemi” işte böyle oldu, şimdi “yeni dönem” başlayacak, deniyor. Aslında yeni denenlerin bir kısmı fiilen uygulamadaydı, sadece kanunları olacak. Erdoğan ve AKP yöneticileri, hatta atadıkları valiler, daha alt düzeydeki bürokratlar bile kurallara göre değil, yukarıdan gelen yönlendirmeye göre hereket ediyor, keyfi kararlar alıyor ve uyguluyor.

Bunların hiç biri hakların korunması veya özgürlükler için değil, tamamı kısıtlamaları hedefliyor. Hepsine gerekçe olarak askerin ve polisin operasyonları gösteriliyor. Adeta savaş ortamı var; hem de iç savaş. Oysa bu ortamı bizzat Erdoğan ve AKP, Suriye siyasetiyle, Kürt açılımını bozarak, özgürlük isteyenleri düşman ilan ederek, adım adım oluşturdu. Şimdi de hakları kısıtlamak ve baskı için gerekçe gösteriliyor.
Bugünkü durum, bazı siyasi çevrelerin söylediği gibi Erdoğan’in kişisel diktatörlük heveslerinin ürünü değil. İktidarı bu siyasete yönlendiren maddi nedenler var. Tıpkı öncesinde açılım siyasetleri, demokratikleşme siyasetleri izleten maddi nedenler olduğu gibi.

Aynı Erdoğan’ın açılım siyaseti izlediği dönemde, görece ekonomik refahın olduğunu, burjuvazinin bundan yararlanarak büyüyüp dünya burjuvazisinin, çoğu yerde küçük bir taşeronu olsa da, bir parçasına dönüştüğünü hatırlamakta yarar var. Bunun sonucu olarak kasalarda biriken paranın bir kısmı burjuvazinin ihtiyaçları doğrultusunda ulaşım, altyapı, bilişim, eğitim ve sağlık işlerine harcandı, kamu olanakları iyileştirildi, arttırıldı ve tüm bunlar kitlelere refah olarak yansıdı.

Bugün tam aksi bir ortam var. Üstelik burjuvazi, kendi kabahati fazla olmasa da, bağlı olduğu için dünya burjuvazisinin sorunlarını en derinden yaşıyor. Kasalarda biriken para azaldığı için hepsini kendine almak istiyor; toplumsal ihtiyaçlara giden miktarın kısıyor hatta kendi arasında da paylaşım kavgası var.

Bu durumu kendi taraftarları da söyledi: Eski bir ekonomi bürokratının, seçimden sonra NTV’deki işinden atılmasını Merkez Bankası eski başkanı Durmuş Yılmaz çok güzel açıkladı: “Sermaye sahibi Türk burjuvazisi hiç bir zaman demokrasidin yana tavır almadı. Sanıyorlar ki bir rakibin ortadan kaldırılması onların pazarını genişletecek. Küçük fırsatçılıkların bir gün kendilerini de yok edeceğini fark etmiyorlar.”

İşten atılan Mahfi Eğilmez de durumun farkında: “...aslında gerçek sorun bizde gerçek anlamda burjuvazinin olmayışıdır. Bizdeki burjuvazi, az sayıdaki istisnası hariç, esnaf burjuvazisinden ibarettir. Onun için bu dediğinizi fark etmeleri de kolay değildir.”

Bu iki insan, en zor durumlarında bile burjuvazinin en iyi elemanı. Hem somut durumlarını hem de karşı karşıya oldukları tehlikeyi haber veriyorlar. Burjuvaziye birbirlerini yiyerek güçlenmek amacıyla kendi içinde kavga yaparken, işçi sınıfı tarafından yok edilme tehlikesini hatırlatıyorlar.

İşte aksi yönde yapılan tüm reklamlara rağmen gerici ve baskıcı ortamın sürmesinin ve OHAL kalksa bile bu durumun sürecek olmasının maddi nedeni budur. Erdoğan, bir uçtan diğerine giderek, kısa sürede zig zaglar çizerek, dostluk siyasetinden düşmanlığa, açılımdan baskıya geçmeyi mümkün olduğu kadar sorunsuz hallederek, her ortamda burjuvaziye en iyi hizmeti verebildiğini, her yola geldiğini defalarca göstermiştir. Onu iktidarda tutan da esasen bu hizmetlerinin karşılğı olarak burjuvaziden aldığı destektir. (03.07.18)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:241 - 6 Temmuz 2018  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?