Sinif Mucadelesi

Diplomaside buzlar eriyor mu?

Cuma 6 Nisan 2018

Kuzey Kore’nin, nükleer silah kullanma yeteneğine sahip olduğunu ispat etmeye çalışmasının esas amacının ABD ile görüşme zeminini yaratmaktı.

İkinci Dünya Savaşı sonunda ABD, Japonya’nın teslim olmasını sağlamak için bölgeyi ikiye bölmeye karar verdi. İlki, ABD’nin direk idaresi altında olacak 38’inci paralelin güneyini kapsayacak, diğeri SSCB’nin etkisi altında kalacak kuzeyi kapsayacaktı. Ancak Ağustos 1945’de Japonya’nın askeri çöküşünün ardından gerçekleşen sosyal patlama bu planı bozdu. Kore’nin genelinde halk komiteleri oluşturuldu ve komiteler, 6 Eylül 1945’de Kore Halk Cumhuriyet’ini kurdu.

Savaştan en güçlü parti olarak çıkan Kore Komünist Partisi, bütün ağırlığını kullanarak toplumsal bir devrimi engellemek için kitlelerin gücünü ulusal bir eksene yönlendirdi. Buna rağmen ABD ordusu, Kore’yi işgal edince komiteleri kabul etmedi ve işgalci Japonya ile işbirliği yapmış olan hakim sınıf temsilcileriyle anlaşarak bir diktatörlük rejimi oluşturdu.

Güney’den kovulanların çoğu Kuzey’e göç etti. Kuzey’i işgal eden Sovyet ordusu, Kore Komünist Partisi etrafında toplanan ve farklı ulusalcı hareketleri de bir araya getiren Kuzey Kore Emekçileri Partisi’ni oluşturdu. Parti’nin başına, şu anki Kuzey Kore diktatörünün dedesi, Kim-İl-sung getirildi. Bu yeni rejim, bir diktatörlüktü ama radikal bir tarım reformu gerçekleştirdiği için çok popülerdi. Hatta Güney’de iktidara gelenler toprakları zimmetlerine geçirdikleri için, orada da Kuzey rejimi popülerdi.

Kuzey Kore bunu fırsat bilerek 1950’de bir askeri harekatla Kore’yi birleştirme girişiminde bulundu. Böylece Kore savaşı başladı. Üç yıl boyunca, Kuzey Kore ordusu, Çin’in de desteğini alarak, Güney ise ABD’nin desteğiyle, taarruz ve karşı taarruzla savaştılar. Ülkede büyük yıkım oldu. Savaş nedeniyle Kore halkı büyük acılar çekti ve 38’inci paralel sınır olmak üzere kalıcı bir şekilde ikiye bölündü.

Ardından Kuzey Kore’ye tarihinin en uzun ambargosu uygulandı; tek ekonomik bağı Çin ve dağılmadan önceki Doğu Avrupa ülkeleriyle sınırlıydı. Güney’de ise askeri diktatörlük rejimleri ardı sıra iktidara geldi. Sanayileşme sonucu büyüyen işçi sınıfını ve muhalefeti korkutmak ve susturmak için sürekli komünizm karşıtlığı ve Kuzey Kore tehdidi bahanesi kullanıldı. Güney Kore devletinin sıkı denetimi altında, özellikle Vietnam savaşı esnasında, ABD ve Japon sermayesi büyük sanayi yatırımları gerçekleştirdi. Böylece şabol denilen dev sanayi merkezleri oluşturuldu. Bunların bugün en tanınmışları Samsung, Hyundai veya LP’dir.

Trump’ın ılımlı bir siyasete doğru yöneldiği görülüyor. ABD emperyalizmin benzeri davranışları yeni değil. Örneğin yaklaşık 20 yıl önce Güney Kore’nin merkez sol hükümeti, “güneş ışını” isimli bir siyasetle uluslar arası toplantılar tertiplemişti. Bu çerçevede Kuzey Kore, bazı ufak tefek uluslar arası yardımlar almıştı ve iki Kore arasında küçük ekonomik ilişkiler gelişmişti. Ancak birkaç yıl geçince, ABD yine siyaset değişikliğine giderek bu ilişkilere son verip Kuzey Kore’yi yeniden kırmızı listeye aldı.

Bugün yapılan açılımın geleceğini öngörmek olanaklı değil. ABD emperyalizminin yaptığı siyasi tercihler stratejik çıkarlarına bağlı. Aslında ABD ile Kuzey Kore arasındaki bilek güreşinin arkasında, ABD’nin bu bölgede hakimiyetini sürmek isteği var. Yani ABD bölgede, Çin’in yaptığı ticari rekabete karşı gelmek ve müttefiki olan Japonya’ya kendi siyasetini dayatmak istiyor. ABD, Kim-Jong-un’kun kabul ettiği açılımı fırsat bilip bu stratejisini gerçekleştirmek istiyor. Elbette tüm bunlara Donald Trump’ın öngerilemez olan siyasetini de eklemek gerekiyor.


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:238 - 6 Nisan 2018  Site yaşamını izle Güncel... Güncel... Güncel...   ?