Sinif Mucadelesi

Ekonomide durum iyiye gitmiyor

Pazartesi 11 Aralık 2017

İşçi sınıfı ve emekçilerin yaşam şartlarını anlatan verilere göre durum hızla kötüleşiyor. Son bir yılda %14 değer kaybeden lira değersizleşmeye devam ederek, satın alma gücünü eritiyor.

Bakanların ve medyanın pompaladığı tüm olumlu havaya rağmen enflasyon %13’e çok yaklaştı, işsizlik dört yıl içinde
%9’dan %12’ye dayandı. Kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısı da 7 milyona dayandı.

Devlet kasasında da benzer bir durum var. Döviz açığı arttı, dış borcun gayri safi milli hasılaya oranı %41’den
%51’in üstüne çıktı. Erdoğan’ın süren faiz ısrarına, atıp tutuğu halde yönetimini değiştirmediği Merkez Bankası’nın tüm çabasına rağmen ABD ve Avrupa’da %0 ile %2 civarında olan faizin Türkiye’deki yıllık ortalaması %10’dan
%14’e yükseldi. Büyü- mede ise düşüş sürüyor.

Olumlu yöndeki yükselişler, patronların kasalarına girecek biçimde: Banka kârı, ihracat miktarı, üretim artışı, SGK’nin özel sektöre ödediği ilaç ve tedavi masrafları birkaç yıldır üst üste rekor kırıyor.

Bu ortamda başlayan asgari ücret görüşmelerinde, eski sendikacı Çalışma Bakanı, asgari ücreti 7 kat arttırdıklarını söyleyerek işçilerden fedakarlık istedi. Elbette aynı süre içinde temel gıda fiyatlarının 30 kat arttığını söylemedi.

Türk-İş (işçi dostu bir sendika değil) resmi rakamlara göre açlık sınırının ekimde 1.416 liradan kasımda 1.544 liraya; yoksulluk sınırının 4.615 liradan
5.030 liraya çıktığını açıkladı. Asgari ücret, açlık sınırının bile altında olmasına rağmen, hala fedakarlık isteniyor. Yani hükümet ve patronlar cephesinde değişen hiçbir şey yok.

Ekonmideki bir diğer endişe verici durum, inşaat sektörünün giderek patlama eşiğine doğru yaklaşması. AKP döneminin büyüme temelini oluşturan inşaat sektöründe satış rakamları ya geriliyor, ya yerinde sayıyor ya da yeniden satışlardan oluşuyor. Bu durum, 2008’de ABD’de yaşanan ekonomik bunalımın başlangıcını çağrıştırıyor.

Tüm ekonomik verileri inceleyip değerlendirmek işçi sınıfı için önemli. Çünkü bu gidişat karşısında hem patronlar hem hükümet kendi önlemlerini alarak büyüyen sorunların yükünü emekçilere ödetmeye çalışacak. Patronlara, patron olmak isteyenlere, esnafa, son olarak çiftçiye, devlet kasasından para dağıtmakla övünen, her türlü kolaylığı getiren hükümet, işçiler için tek bir önlem almadı. Çünkü işçilerin yaşam düzeyini korumak, doğrudan patronların cüzdanlarına, kasalarına dokunmak demek.

Her işten anlayan, her konuda konuşan, lafla peynir gemisini yürütmeye alışkın Erdoğan, “Yıl bittiğinde tüm zamanların rekorunu kıracağız” diyor. On yıldan fazladır süren bu hikayenin sonu göründü. İşçilerin önündeki seçenek, ya bu masala inanmaya devam edip krizin bedelini ödemek ya da masala son vererek kendi geleceği için harekete geçmektir.

Her gün giderek kötüleşen bu ekonomik krizin sorumlusu emekçiler ve yoksullar değil. Krizin tek sorumlusu patronların sömürü ve talan düzeni. İşçi sınıfının tek seçeneği üretimden gelen gücünü kullanarak haklarını savunmaktır. (04.12.2017)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:234 - 8 Aralık 2017  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?