Sinif Mucadelesi

İktidar köşeye sıkıştıkça zehir saçıyor Bölücü ve ayırımcı siyaset emekçiler için tehlikeli

Pazartesi 11 Aralık 2017

AKP iktidarı yıprandıkça, dini ve milliyetçi gerici nutuklar tavan yaptı. Sadece diğerlerine karşı değil, Türkiye’de yan yana yaşayıp çalıştığımız insanlara karşı da düşmanlık körükleniyor. Kürtlere, Suriyelilere, Yahudilere hatta diğer parti mensuplarına karşı bile düşmanlık körükleniyor.

Bu siyasetin lideri olan Erdoğan, bunu tıpkı diğer siyasi liderler gibi bilinçli olarak, siyasi amaçlarla yapıyor, yaklaşan seçimler nedeniyle seçmenleri karar vermeye ve kararından caymamaya zorluyor.

Ancak bu bölücü siyaset bizim için yeni değil, sonuçlarını biliyoruz. ABD’de veya bazı Avrupa ülkelerinde milliyetçiliği ve dini daha fazla öne çıkaran siyasetçilerin yükselişi, krizin getirdiği ve belki farklı bir durum olabilir.

Erdoğan’ın daha önce izlediği kimi siyasetler, örneğin Kürt açılımı, Alevi açılımı, komşularla sıfır sorun siyaseti ve Kıbrıs’a ilişkin kazan kazan söylemi, sözde bile olsa, dışlayıcı değil kapsayacı bir dili gerektiriyordu. Üstelik, sadece sözle kalınmadı, bu yönde kimi kararlar ve uygulamalar da oldu.

Ancak bugünkü durum gerçekten feci. Çünkü samimi duygularla veya somut çıkarları nedeniyle Erdoğan’a, AKP’ye bağlı, bu çevreden gelen siyasetleri benimseyen veya benimsemek zorunda kalan önemli bir kitle var.

Üstelik bu kitleler, FETÖ’cü olmadıklarını göstermek için daha canla başla, iktidarın siyesetleri izmeye, savunmaya hatta benimsemeye mecbur bırakılmış durumda.

Bu ortamda Erdoğan’ın bölücü sözleri çok etkili ve bu ölçüde de zararlı. Erdoğan, bölünmesi gerekenleri birleştiriyor, birlik olması gerekenleri bölüyor.

“Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” lafı, iktidarın da medyanın da göz bebeği oldu. AKP kendi yalnızlığını Türk olmaya bağlayarak, kitleleri de kendisini savunmaya zorluyor. Ülkede yaşayan Kürt ve Arap nüfusun yüksek oranı, bu lafın ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaya yeter.

Erdoğan, liranın değer kaybından yolsuzluğa, faizin yükselişinden enflasyona kadar ekonomik sorunları da Türkiye düşmanlığı ile açıklıyor. Böylece kâr düzeni olan kapitalizmi, patronların kâr peşinde koşmasını gizleyerek, işçilerle patronları aynı safa getirmeyi amaçlıyor. Otomobil fabrikalarında hem Türkiyeli hem de ABD’li işçileri sömüren Ford’un, Tofaş’ın patronlarına düşman olmasın, kendi sınıf kardeşlerine düşman olsun diye uğraşıyor.

Bunların yanında, partisine oy veren tabanın başka partilere kaymasını önlemek için CHP’nin ağırlıklı kitlesini oluşturan Alevilere, Kemalistlere ve laikliği, kadın haklarını savunanlara karşı müthiş aşağılayıcı bir dil kullanılıyor. Diğer yandan da dini yönden aşağılama yapılıyor, toplumsal düzeni bozucu olduklarına, hatta bugünlerde FETÖ’cü olduklarına dair suçlamalar yapılıyor. Böylece seçmenin, bu kadar kötülerin insanların toplandığı bir partiye oy vermesini engellemeyi amaçlıyor.

Erdoğan şimdi de ABD’deki yargılamanın Türkiye’ye karşı bir komplo olduğunu söyleyerek kendisini ülkenin tümü ile özdeş bir sembol gibi göstermeye çalışıyor ve herkesi arkasında sıraya girmeye çağırıyor.

Erdoğan bunu siyasi amaçlarla yapıyor. Ancak çok etkili bir şekilde yapıyor. Milyonlarca insan, ilerisini, sonuçlarını düşünmeden bu siyasetlerden etkileniyor, besleniyor, çevresine yayıyor. Sonuçta toplumda müthiş bir bölünme adım adım derinleşiyor.

İzlediği bölücü siyaset belki Erdoğan’ın biraz daha iktidarda kalmasını sağlayabilir. Ancak eğer emekçiler bu siyasete kapılırsa, bedeli ağır olacak.

Siyasetçiler zora girdiklerinde, daha önce istifledikleri paralarıyla gül gibi yaşıyor. Eski siyasetçileri görüyoruz. Hatta başka bir ülkeye gidip hayatlarını krallar gibi sürdürenler de var. Emekçilerinse gidecek yeri yok. Her halükarda, düşman zannettikleri Kürtlerle, Suriyelilerle, Kemalisterle, laiklerle yan yana yaşayacak, çalışacaklar. Düşman bildikleri ülkenin emekçilerinin ürettiği ürünleri kullanacak, ilacını içecek, müziğini dinleyecekler.

Bölücü siyasetler, Avrupa’dan Ortadoğu’ya, Asya’ya kadar her yerde, Arakan’da, Suriye’de, İspanya’da, İngiltere’de ve pek çok ülkede ne sonuçlar verdi, biliyoruz. Aynı zorlukları, acıları tekrar yaşamak gerekmiyor. (07.12.2017)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:234 - 8 Aralık 2017  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?