Sinif Mucadelesi

Kürtlerin tercihine iktidarın öfkesi neden?

Pazar 8 Ekim 2017

Irak Kürdistanı’nda düzenlenen bağımsızlık referandumu, iktidar ve devlet çevrelerinin tepkisine neden oldu. Özellikle Erdoğan tehditkar, aşağılayıcı ve horlayıcı sözler sarfetti. Sonuçta, “tatbikat” adıyla, sınırdaki bir tarlada tank çevirmekten ileri gidilmedi.

Kürtler, Irak’ta, Suriye’de, İran’da ve Türkiye’de, bu ülkelerin halklarıyla birlikte yaşıyor. Tüm halkların devlet kurma hakkı var ama Kürtlerin yok!

Bağımsızlık referandumu, sadace İsrail tarafından desteklendi, Rusya karşı çıkmadı, diğer tüm devletler ise şu veya bu düzeyde karşı çıktı.

Hükümet değil ama Erdoğan, Irak yönetiminden bile daha sert sözler sarfetti. Bunun nedeni kendi kuyruk acısıdır.

Devlet kendi vatandaşı olan Kürtleri katlederken, bağımsız bir Kürdistan’ın kurulması, Türkiye’deki Kürt kitleleri bu yolda cesaretlendirir. İşte iktidarı korkutan budur. Kendi Kürtlerine insanca bir yaşam, siyasi, sosyal haklar tanımadığı için Irak Kürtlerinin bir devlet kurarak bu haklara ulaşmasına karşı çıkıyor. Gerçekten utanç verici.

Bağımsızlık referandumuna en şiddetli tepkiyi gösteren Erdoğan, Barzani tarafından “kandırıldığını” söyledi. Aralarındaki anlaşmanın ne olduğunu öğrenmek bugünlerde bir nebze mümkün. Örneğin Barzani’nin çevresinden bir gazeteci, “Vanayı kapatırım, zor duruma düşerler” diyen Erdoğan’a, “Gemiciklere doldurduğun Kürt petrolünü Meksika Körfezi’ne kadar götürüp satarken sorun yoktu” diye seslendi. Petrol parasının, ABD’nin karşı çıkımasına rağmen Halkbank üzerinden dolaşmasını da Erdoğan’ın dayattığını ekledi.

Irak’ın parçalanma sürecinde Türk devleti, Talabani’ye karşı gerici bir siyasetçi olan Barzani’yi destekledi. Kürdistan özerk yönetimi oluştuğunda, siyasi ve özellikle ekonomik ilişkiler artırıldı. Kürdistan bölgesi, başkalarının yanında, Türk burjuvazisinin de pazarı haline getirildi. Bölgenin neredeyse tek üretimi petrol. Kürdistan petrolü, büyük oranda Türkiye’de işlenip, dünyaya satılıyor.

İşte bu petrolden elde edilen gelirin paylaşımında büyük kavga var. ABD’nin hazırlayıp dayattığı Irak Anayasasına bu nedenle uyulmuyor. Başta ABD olmak üzere, Irak merkezi hükümeti, Türkiye, İran ve Rusya, Kürdistan petrolünde çeşitli düzeylerde etkili olmaya çalışıyor.

Irak merkezi hükümeti, parası Irak’a ödenen Kürdistan petrol gelirinden, Kürdistan hükümetine ödemesi gereken parayı düzenli ödemiyor. Bu nedenle Kürdistan hükümeti, memurlarının, askerlerinin maaşlarını bile düzenli veremiyor. Barzani, uzun zamandır bu sorunun çözülmesini istiyordu.

ABD, tüm baskılarına rağmen, Irak’taki mahalli ve siyasi çevreleri uzlaştıramadı. Petrol fiyatının düşüşü de olumsuz etki yaptı. Şimdi Barzani, bağımsızlığı cebine koyup, Kürdistan petrolü için Irak hükümetini atlayarak doğrudan ABD ile pazarlık yapabilir. Bu durumda Kürdistan petrolünden en çok çıkar sağlayanlardan AKP çevresindeki patronların ellerindekini kaybetme riski doğar. İşte Erdoğan’ın asıl karşı çıkış nedenlerinden biri bu olabilir.

Belki Türk devleti, patronların çıkarları için ekonomik yönden kendine bağımlı, siyasi açıdan zayıf, denetimi altındaki bir Kürdistan devletini kabul etmeye yatkın olabilir ama Erdoğan, şimdilik tam aksi yönde uğraşıyor. Erbil Ticaret ve Sanayı Odası başkanı, Koç topluluğuna ait Beko markasının satış bayisi.

Kürtlerin üzerinde yaşadığı topraklardan çıkan zenginliğin, başkaları tarafından paylaşılması kavgası veriliyor.

Bunun da ötesinde milyonlarca Kürt’ün kendi siyasi geleceklerini belirleme hakkı yok sayılıyor. Kapitalizmde, demokrasi laflarının boş olduğunu bir kez daha gördük. İşte bu nedenle Kürt, Türk, Arap ve diğer tüm halklar, siyasetçilere veya emperyalist güçlere değil, birbirlerine güvenmeli. (02.10.17)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:232 - 6 Ekim 2017  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?