Sinif Mucadelesi
Almanya

Seçimlerin ardından

Pazar 8 Ekim 2017

Almanya, 24 Eylül’de yapılan seçimin sonuçlarının alınmasından sonra siyasi olarak daha istikrarsız bir döneme girmiş gibi görünüyor. Şansölye (Başbakan) Angela Merkel’in partisi olan Hıristiyan Birlik Partisi CDU/CSU (Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) partilerinin birliği) hala liderliğini koruyor. Ancak seçim puanları seçimden seçime daha da düşüyor. Başka partilerle koalisyon hükümeti kurmak için sürdürülen çalışmalar ve müzakereler zor olacak.

Her şeyden önce, parlamentonun görümü, anketlerde çıkan sonuçları da aşarak oyların % 12.6’sını alan Almanya için Alternatif (AfD) adlı aşırı sağ partinin milletvekillerinin parlamentoya girmesiyle sarsıldı. Aşırı sağ, ulusal düzeyde de aynı başarıyı sağladı. Bu 1945’ten beri ilk başarısıydı ve birçok kişiyi çok şaşırttı.

Fransa’daki aşırı sağ parti Front National’in (Ulusal Cephe) katı, sert görünümü yumuşatılırken, AfD aksine, aşağılık, provokasyonlarla damgalanmış, ırkçı, cinsiyet ayrımcılığı yapan, hatta Nazi dönemine karşı hoşgörü ve öykünme sergileyen bir seçim kampanyası yürüterek üslubunu daha da sertleştirip radikalleştirdi. AfD ayrıca Angela Merkel’in kampanyasını mitinglerde yuhalattı, onu çeşitli cezalara, en azından Almanya’yı 2015 yılında kanunsuz bir biçimde mültecilere açtığı için hapis cezasına çarptıracağına dair söz vererek Şansölye’ye kişisel olarak karşı bir kampanya yürüttü.

Almanya’da mülteci sorununun da ötesinde bir göçmen karşıtı duygu gelişiyor ve AfD, Merkel tarafından temsil edilen «Almanya’da her şey iyi giderdi» söylemine karşı gelişen öfke duygusu üzerine oynuyor. AfD, Şansölye’ye karşı varolan öfkeyi kanalize edip daha da artırıyor. Bu ise hedefin, sorunların gerçek sorumlusu kapitalistler yerine başka yöne saptırılması anlamına geliyor.

Geriye, özellikle Almanya’da, AfD’nin adayları tarafından üretilip yayılan kin ve nefretin, benzeri görülmediği ve kötü anılar olduğu için yankı bulmuş olması kalıyor. Bu parti şimdiye kadar söylenmeyen ya da söylenemeyenlerin sınırlarını kabaca, hoyratça aştı. Aşırı sağın ulusal çaptaki bu ilk başarısının siyasi sonuçları olacak. Sağa doğru bir kayma daha önceden gerçekleşmeye başlamıştı ve muhtemelen gelecek aylarda daha da artacak.

Şansölye Merkel’in Hristiyan Birlik Partisi CDU/CSU her zaman, hatta 3 dönemin, 12 yıllık iktidarın sonunda hala rahatça ilk sırayı alıyor. Ancak bu defa anketlerin tahminlerinden daha az, % 33 oranında oy almakla kalmadı aynı zamanda ve her şeyden önce de 2013 yılında elde ettiği oy sayısından 2,5 milyona yakın daha az oy aldı.Sadece Merkel’in 2015 yılında mültecilere yönelik siyasetiyle açıklamayacak olan inkar edilemez belli bir yıpranma söz konusu. Gerçeklik daha karmaşık.Eğer seçim sonuçlarını, Merkel’in 2013’teki başarısıyla değil, daha önceki 2009 seçim sonuçlarıyla karşılaştırırsak, CDU bu seçimlerde yüz binlerce daha az oy almasına rağmen yine de en başta yer aldı. Oysa, o dönemde henüz bir milyon mülteci gelmemişti ama emekçilerin varlık koşullarını her zaman için daha da kötüleştiren sefalet, yaşamda güvensizlik ve istikrarsızlık vardı. Bu kalabalık, iğrenme ve bıkkınlık duygularını oylarıyla ifade etmişti.

CDU/CSU tarafından kaybedilen seçmenlerin bir kısmı AfD’yi seçti. Bunların bazıları protesto amacıyla, bazılarıysa fikirlerine katıldıkları için oy verdiler. CDU’nun diğer bir kesimden seçmenleri ise Liberal Demokrat Parti FDP’ye (Freie Demokratische Partei) oy vermeyi seçti. Genel olarak küçük burjuvaziden gelen bu seçmenler, Şansölye’nin «fazla sosyal demokrat» diye adlandırdıkları siyasetini protesto ediyorlar. Onlara göre Şansölye ücretli çalışanlara karşı çok korumacı davranıyor, patronlara karşı ise yeterince uygun ve elverişli davranmıyor. Bu fikirler seçimlerden güçlenerek çıktı. Yöneticiler gelecekteki hükümetin bağrında bu anlamda ağırlıklarını koymaya çalışacaklar.

Sosyal Demokrat Parti SPD’ye gelince, oyların % 20’sini alarak en düşük seçim sonucuna ulaşma yolundaki düşüşünü sürdürüyor. Adayı Martin Schulz, derhal, partisinin CDU/CSU ile birlikte bir koalisyon hükümetinde bulunmayacağını ve muhalefete katılacağını açıkladı. Son yıllarda olduğu gibi, büyük bir koalisyonun küçük bir ortağı olmaya devam etmek, kesinlikle yavaş yavaş intihar anlamına geliyor. SPD bir muhalefet kürü yapmaya girişiyor. Hiçbir şey, bu kürün onu başarılı kılacağının ipuçlarını vermiyor.

Diğer oluşumlara gelince... anketler AfD ile birlikte, radikal denilen sol Die Linke, Yeşiller ve FDP’nin, çok düşük oranlarda, yaklaşık % 10’luk bir oy alacağını öngörmüştü. Ama üçüncü sırayı AfD aldı ve bu ise seçimlerin en önemli, dikkati çeken gerçeği oldu.

Yeni hükümeti kurmak için FDP, Yeşiller, CDU/CSU arasında müzakereler başladı. Mülteciler başta olmak üzere üzere birçok konuda, mültecileri kabul eden Yeşiller ile AfD’nin belirli siyasi görüş ve tavırlarını paylaşan CSU arasında tam bir karşıtların birliği söz konusu olacak. Ancak iktidara bu kadar yaklaşmışken siyasi ayrılıklar nedeniyle geri adım atmaları beklenemez. LO (27.09. 2017)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:232 - 6 Ekim 2017  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?