Sinif Mucadelesi

Kadına, devlet eliyle dini şiddet

Pazar 8 Ekim 2017

Tüm dünyada 25 Ekim, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Gün olarak anılıyor. Son yıllarda savaş ve çatışmaların neden olduğu göçler, göçmen karşıtlığının ve dini gericiliğin tırmanışı, kadınların yaşam koşullarını kötüleştirdiği gibi kadına yönelik şiddeti de artırdı. Çatışma içindeki örgütlerden devlet güçlerine, tarikatlardan sıradan insanlara kadar, her kesimden kaynaklanan şiddet arttı.

Buna rağmen medyada en çok gündemde tutulan, erkeklerin kadınlara yönelik bireysel şiddeti oluyor. Böylece, planlı ve örgütlü bir şekilde kurumlar, hatta kanunlar eliyle yürütülen şiddetin üstü örtülüyor, görmezden geliniyor.

Bunun son örneği daha önce gündeme getirilen ve o dönem tepki çektiği halde şimdilerde yasalaştırılmaya çalışılan, imamlara resmi nikah kıyma hakkı veren yasa değişikliği. Yasayı çıkarmak isteyen iktidar, resmi nikahın varlığını sürdüreceğini söyleyerek eleştirileri geçiştiriyor ancak değişikliğe neden gerek duyulduğunu açıklayamıyor.

Yasaya karşı çıkanların farklı gerekçeleri var. Diğer dinlere mensup olanları gündeme getirip eşitlik ilkesine aykırı bulanlar var, laikliğe aykırı bulanlar var.

Devletin en büyük kurumlarından biri olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 100 bini aşkın çalışanı var. Bu çalışanların çoğu imam ya da vaiz. Bir kısmı tıpkı Fethullah Gülen gibi hiç eğitim almamış, AKP tarafından maaşa bağlanmış tarikatçılar.

Milli eğitim kitaplarında bile evlenmenin kadınlar için dini ibadet gibi olduğu yazılıyken, bu imamların, genç kadınların, hatta çocuk yaştakilerin zorla veya dini gerekçelerle mecbur bırakılarak ya da kandırılarak evlendirmeyeceğine nasıl güvenilebilir? Belediye görevlisi, kimliğe bakıp yaşı tutmayan birine nikah kıyamaz, suçlu duruma düşer, işinden olur. İmamı kim suçlayacak?

Evlenme baskısı altındaki genç kadınların, nikah memuruna bu gerçeği söyleyip yardım istemesinin birçok örneği var. Evlenmeyi reddetmenin, ailenin evlendirme kararına karşı çıkmanın dinin gereklerine itiraz kabul edildiği bir ortamda, baskı altındaki genç kadınlar imama bunu nasıl söyleyecek? Hele bir de cinsel saldırganı ile evlendiriliyor veya para karşılığında ailesi tarafından yaşlı birine satılıyorsa.

Bunların da ötesinde evlilik, sosyal değil, dini bir hale getiriliyor. Böylece boşanma da dini bir birleşmeyi bitirmek anlamına gelecek. Bu hem ayırımcılık hem de şiddettir.

Böylece kadın üzerindeki erkek denetimine paralel olarak süren dinsel denetim, yasalar yoluyla devlet tarafından güçlendirilmiş olacak. İşte kadınlar böyle güçsüz hale getiriliyor ve bu nedenle çok yönlü şiddete maruz kalıyor.


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:232 - 6 Ekim 2017  Site yaşamını izle Güncel... Güncel... Güncel...   ?