Sinif Mucadelesi

OHAL kararnameleri emekçilerin haklarını kısıtlıyor

Salı 12 Eylül 2017

OHAL gerekçesiyle çıkarılan KHK’larla varolan haklar birbiri ardına kısıtlanıyor. Bir hakkını kullanmak isteyen emekçi, sıkça “OHAL’de yasak” cevabını alabiliyor. Yurt dışına çıkışlardan sağlığa ilişkin haklara, fazla çalışmadan ormanlardan yararlanmaya kadar, tüm toplumu etkileyen pek çok alanda kısıtlamalar yapıldı. Ancak en çok emekçilerin hakları kısıtlandı.
Elbette bu kısıtlamalara çoğu yerde, idarenin veya patronun işine geldiğinde uygulamaya koyması, keyfi eklemeleri veya keyfi ayrımcılığı da ekleniyor. Emekçiler, medyada veya mecliste tartışılmadığından, geceyarısı çıkarılan KHK ile haklarına el konulduğunun farkında bile değil.

Öte yanda, aynı KHK’larla bakanları, ült düzey bürokratları koruyan bir çok düzenleme de yapıldı. En çarpıcı olanı, geçtiğimiz yıllarda soruşturulması başbakanın iznine bağlı olan MİT müstaşıryla ilgili olanı. MİT, cumhurbaşkanına bağlandı ve başındaki kişinin ifade vermesi artık cumhurbaşkanının iznine bağlı.

Kendileri ve emir verdiklerini kat kat koruyan siyasiler, emekçilere karşı tam tersine tutum alıyor: Emekçiler, patronlarının, amirlerinin karşısında tameman korumasız bırakılıyor.

AKP ve Erdoğan’ın “ileri demokrasi” getireceği “ustalık” dönemi çok eski değil. Geriye gidişten bahsedenlere “FETÖ tehlikesi” gerekçe gösteriliyor. Ya da Suriye’deki savaş ve Avrupa Birliği ülkeleri ile olan bozuk ilişkilerden. Oysa tüm bunları, bugünkü hale getiren, elbette dünyadaki gelişmelerin etikisi olsa bile seçilen ve uygulanan siyasetler nedeniyle yine aynı AKP iktidarıdır. Avrupa Birliği hedefini savunun Erdoğan’dı, “ey Avrupa” diye atıp tutan da aynı Erdoğan. Gülen tarikatını yetkili ve etkili kılan da “ne istediniz de vermedik” sözleriyle açıkladığı gibi bizzat kendisiydi.

Erdoğan ve iktidar çevreleri, görece ve inişli çıkışlı olarak ekonomik gelişmenin yaşandığı 2003’ten sonra açılım yönünde dönüşümler gerçekleştirdi. Emekçilerin haklarında iyilişme getirmese de ekonoimdeki büyüme, hızlanan şehirleşme, özel sektöre açılan eğitim, sağlık gibi kamu hizmetlerindeki iyileşme, ranta dayalı belediyeciliğin getirdiği olanaklar, emekçilere de olumlu olarak yansıdı. Patronların kasalarını şişiren, siyasetçilerin etkili olmasını sağlayan bu dönüşümleri getiren siyasetler sonuçta bugün tüm topluma, en ağır olarak da emekçilere ağır darbe vuruyor. Açılım siyasetleri, kısıtlamalarla sonuçlanıyor. İşte bu nedenle siyasi iktidar doğrudan sorumludur.

Erdoğan, sonuçta tüm siyasetini düzenin devamını sağlamak için oluşturuyor ve uyguluyor. Emekçiler, bir kez daha olumlu gördükleri gidişatın nasıl kısa bir sürede kendileri için tersine döndüğünü yaşadı. Patronlar ve siyasetçiler için eski tas eski hamam devam ediyor. Banka kârları, dudak uçuklatıyor. Devlet kasasından, patronlara dağıtılan karşılıksız para, oluşturulan fondan dağıtılan milyarlar, kamu ihaleleriyle akıtılan para, patronların kasalarını şişirmeye devam ediyor. Emekçilere ise gıdım gıdım zam, bol kepçeden kısıtlama.

Hakkını isteyen emekçinin “OHAL’de hak yok, hak istemek de yok” cevabı alması şaşırtıcı olmayacak. Bu gidişatı durdurmak, sadece birlik olmak ve mücadele etmekle mümkün. (08.09.17)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:231 - 8 Eylül 2017  Site yaşamını izle Başyazı   ?