Sinif Mucadelesi

Kamu emekçileri ve emeklileri, zammı almadan enflasyona yenildi

Salı 12 Eylül 2017

Açıklanan eylül ayı enflasyon rakamları, ulaşımdaki yüksek zamların da etkisiyle beklentilerin çok üzerinde çıktı. Geçen ay %9 civarına indiği söylenen enflasyon böylece %10’un üzerine çıkmış oldu.

Her şeye anında tepki veren bakanlar ise hiç duymazdan gelip ihracat rakamlarını sıralayıp, ülkenin ne kader büyüdüğü hakkında konuştular.

Hükümetin, Merkez Bankası’nın sorumluluğuna bıraktığı enflasyonun yıl sonu hedefi %8 civarında. Tutmayacağı belli, zaten şimdiye kadar tuturulmuş bir rakam yok.

Ilk toplusözleşmenin yapıldığı 2013’te zam oranları enflasyonun altında kaldığı için farklar sonradan ödenmişti. 2014’te taban ücrete 175 lira zam yapıldı, enflasyon ise %8 oldu. 2015’te %3+3’lük zamma karışılık enflasyon %8 oldu. Sendika enflasyon farkı istemediğinden ödenmedi. Sözleşmeyi imzalayan Memur-Sen kendi üyelerince bile eleştirildiğinden 2016’da %6+5’lik zamma karşılık enflasyon %8 civarında kaldı. Bu yıl için memurlar %3+4 zam aldı, enflasyon kağıt üstündeki hedefin bile üstünde %10 civarında.

Buna rağmen kamu sözleşmeleri, yine hedeflenen enflasyon rakamlarına göre bağlandı.

3 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon memur emeklisini ilgilendiren toplu sözleşmenin sonucu; 2018 yılı ilk 6 ay için %3.5 , ikinci 6 ay için %4; 2019 yılı için %4 + %5 zam.

Hükümet çevreleri dışında ortak değerlendirme, bu sözleşmenin geçmiş kayıpları telafi etmediği gibi yeni gelir kaybına yol açacağı ve maaşları eriteceği yönünde. Aslında bu sonuçlardan fazla şaşmamak gerekir. Çünkü öncelikle memurların çıkarlarını gerçekten temsil eden yetkili bir sendika yok. Üstelik memur sendikalarının grev hakkı bile yok.

Memurları temsil ettiğini iddia eden Memur-Sen ve hükümet yetkilileri arasında bir sözleşme gösterisi yapılıyor. Devlet, sendikaları, sendika bürokratlarına verdiği ayrıcalıkları rüşvet olarak devreye sokarak bir maşa olarak kullanıyor. İki eşit taraf arasında müzakere yapılıyor oyunu sahneleniyor.

Sendika yöneticileri ücret artışı dahil talepler ileri sürüyor hükümet de o talepleri dikkate almış numaralarını yapıyor. Hükümet talepleri kabul etmediğinde sendikanın, öyleyse ben de üyelerimin gücünü kullanıp greve gidiyorum deme hakkı yok. Tek “hak” hakeme gitmek. Hakem Kurulu tarafsız bir kurum mu? Kesinlikle hayır. 11 üyeli “Hakem Kurulu” zaten devletin bir parçası! Bu kurumdan tarafsız davranıp gerçekten memurların haklarına saygı göstermesini beklemek “ölü gözünden yaş beklemek” gibi bir şey.

Memurların çoğu uzun zaman kendilerini “imtiyazlı kişiler” olarak gördü ve işçiler gibi eylem, grev yapıp hak arama onlara göre olmadığı gibi bir görüşe sahipti. Şimdi gerçekler karşısında daha geniş bir memur tabası artık haklarını ve satın alma güçlerini korumak isterlerse “işçiler gibi davranmak” dışında başka seçenek olmadığını yavaş yavaş görmeye başladı ve bunda da haklı.

İşte bu nedenle de OHAL baskısı ve KHK’lar, memurlara hak mücadelesinde önemli kısıtlamalar getirdi. Kamu emekçileri, ücretlerinden önce iş güvencelerini düşünmeye başladı. Bu da devletin kontrolü ve desteği dışındaki kamu sendikalarının erimesine neden oluyor. Sonuçta, böyle bir ortam hükümetin istediği ücreti ve çalışma koşullarını dayatmasını kolaylaştırdı.

Devlet ve hükümet her şeyden önce büyük sermaye hizmetinde ve kamu emekçileri haklarını gerçekten elde etmek isterlerse “toplu sözleşme” gösterilerini görüp yeniden işçiler gibi mücadeleye gitmenin yollarını bulmalı. (05.09.17)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:231 - 8 Eylül 2017  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?