Sinif Mucadelesi
Tramp ve Kuzey Kore

Emperyalist dünyanın çılgınlığına karşı mücadele

Salı 12 Eylül 2017

ABD başkanı ile Kuzey Kore başkanı Kim Jong-un arasında bir ağız dalaşı sürüyor. Trump, 25 milyon nüfuslu ülkeyi “ateş altında bırakmakla” tehdit etti, nükleer silah kullanabileceğini belirtti. Kim Jong-un ise ABD’nin Pasifik okyanusundaki Guam adasındaki askeri üsleri bombalamakla tehdit etti.

Trump’ın, böyle tehditler savurma alışkanlığına var. Kuzey Kore yöneticileri de diktatörlüklerini dayatmak için her zaman Amerikan karşıtı milliyetçi demagoji yapıyor.

ABD başkanı gözünü karartmış gibi ama esas sorun, ABD’nin sürekli uyguladığı emperyalist siyaset; hiçbir devletin ABD’ye kafa tutmasını kabul etmiyor. Kuzey Kore’ye, kuruluşundan beri, yani İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yapılan suçlamalar bundan. ABD, 1950 - 1953 yılları arasında Kore’ye karşı birkaç milyon insanın ölümüyle sonuçlanan bir savaş yürütmüştü. Sonra Kuzey Kore’ye ambargo uygulandı ve hala devam ediyor. Üstelik her yıl ABD ordusu, Güney Kore ordusu ile aynı tarihte, açıkça Kuzey Kore devletini hedef alan askeri tatbikat yapıyor.

Şu anda görülen tabloya göre ne Trump, ne de bütün cambazlıklarına rağmen Kuzey Kore başkanı, gerçekten savaşa girme niyetinde. Yaptıkları gösteriler daha çok pokere benziyor. Yine de sürekli savaş tehdidinden endişelenmek gerekli. Çünkü emperyalizm, Orta-Doğu’dan, Asya’nın bu bölgelerine kadar dünyayı bir barut fıçısına dönüştürmeye başladı.

ABD yöneticileri, Ağustos 1945’te, Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine iki atom bombası atarak dünyanın hakimi biziz mesajını vermek istedi. Daha yakında, 2003’te Irak diktatörü Saddam Hüseyin’i, yeterince itaat etmediği için devirdiler ve böylece Orta-Doğu’nun tümünü kargaşa ve savaş ortamına sürüklediler. Fransa’da Sosyalist Parti eski başkanı Jaures, Birinci Dünya Savaşı arifesinde “nasıl kara bulutlar yağmuru getirir, kapitalizm de savaşları getirir” demişti. Aslında bu konuda temelde bir değişiklik yok; gerçek durum büyük güçler arasındaki yarış ve topluma hakim olan küçük bir imtiyazlı azınlığın kâr yarışı. Bu yarış, yeryüzünde birçok halkı vahşi savaşlara sürüklüyor.

Yıllardır süren savaşlar yüzünden Irak’ta Musul kentinin, Suriye’de Halep kentinin nasıl yerle bir edildiğini veya Yemen’in tahrip edilip kitlelerin koleradan ölüşünü gördüğümüzde, vahşeti yaşadığımız aklımıza gelmez mi? Emperyalist dünyanın bir vahşeti de canları pahasına Akdeniz’den, her an batabilecek teknelerle geçip göç etmeye çalışan kadın ve erkeklere karşı, Avrupa ülkelerinin girmelerini engellemek için oluşturduğu duvarlar ve tel örgüleridir.

Fransa’da insanlar, bombalar altında ölmüyor. Ancak burjuvazi, emekçilere ve kitlelere karşı daha farklı bir savaş sürdürüyor. Toplu tensikat, kesinti amacıyla yaşam güvencelerini azaltarak, emeklilik ücretini ve hakkını azaltıp sağlıkta kısıtlama olarak gerçekleşiyor. Bunların sonucunda burjuvazi ve ona hizmet veren hükümetler, milyonlarca kadın ve erkeği sosyal güvencesizliğe, yoksulluğa, hatta sefalete sürüklüyor.

Çıldırmış emperyalist dünya, krizden çıkabilmekten aciz, gittikçe daha çok yoksulluk ve savaşa yol açıyor. Fransa’da gündemde olan yaşam şartlarını savunmak ve hükümetin uygulamaya çalıştığı saldırılara karşı çıkmak. Ancak şunu unutmayalım; kapitalist düzene son vermeden savaşlara, işsizliğe ve yoksulluğa son veremeyiz. Çevremizde, işyerlerinde ve kalabalık semtlere etrafımızdaki insanları, büyük burjuvazinin hakimiyetine son verip üretim araçlarını topluma hizmet için yeniden düzenlemenin mutlak bir gereklilik olduğuna ikna etmeliyiz. LO (18.08.2017)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:231 - 8 Eylül 2017  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?