Sinif Mucadelesi

Ya devrim, ya da savaş!

Salı 12 Eylül 2017

Rusya’da Şubat devriminin çarlığı yıkması, Birinci Dünya Savaşı’ndan çekilmesine hemen yol açmadı. Rusya için savaşın bitmesi, Ekim devriminden sonra bolşeviklerin iktidara gelmesiyle mümkün oldu.

1917 Haziran ayında, dönemin Kerensky hükümeti tarafından başlatılan askeri saldırı, Rus devriminin dış politikası ve barış hakkında tartışma başlattı. Lenin, bu konuda, tüm ülkelerdeki sömürülenlere, Rus işçi ve köylülerinin müttefiki olmaları için seslendi.

7 Haziran’da (bizim takvimimizde 20 Haziran), Lenin şu soruları sordu: “Adil Barışı Sağlamanın Bir Yolu Var mı?” Soruyu şöyle yanıtladı: “Var: Dünyanın kapitalistlerine karşı bir işçi devrimi yoluyla…

Rusya’nın diğer ülkelerin ezilen sınıflarıyla yakınlaşması ancak [Rusya’da] iktidarın ezilen sınıflara geçmesinden sonra mümkün; boş sözlerle, çağrılarla değil, kendi içinde gerçekleşen örneğe dikkat çekerek mümkün; evrensel barış için kesin koşulları acilen ve açıkça ortaya koyarak mümkün...

Yetti artık bunca katliam. Barış mümkün. Adil barışın anlamı, ilhak ve gasp olmayan barıştır. Kapitalist Alman hırsızları ve onların taç giymiş hırsızı Wilhelm bilsin ki, onlarla uzlaşmayacağız...

Aynı zamanda Rus olmayan Polonya, Finlandiya ve Ukrayna gibi toprakların da Rus çarları ve kapitalistleri tarafından işgal edildiğini düşünüyoruz.

İrlanda ve benzerinin, Britanyalı, Fransız ve diğer kapitalistler tarafından işgal edildiğini düşünüyoruz.

Biz Rus işçileri ve çiftçileri, Rus olmayan hiçbir yere (Türkistan, Moğolistan, İran gibi) cebirle hakim olmayacağız. Kahrolsun sömürge paylaşımı uğruna, işgal altındaki toprakların paylaşımı uğruna, kapitalist ganimetin paylaşımı uğruna verilen savaş!

Şayet İngiltere’nin, Japonya’nın ve Amerika’nın kapitalistleri barışa direnirse, Rusya ve diğer ülkelerin ezilen sınıfları kapitalistlere karşı bir devrimci savaş vermekten gocunmayacak.”

15 Haziran’da (bizim takvimimizde 28 Haziran), Lenin şöyle yazdı: “Bırakın sosyalistleri, hiçbir demokrat, Ukrayna’nın Rusya’dan serbestçe ayrılma hakkını reddetmeye cüret edemez.

Ancak ve ancak bu hakkın koşulsuzca tanınması sayesinde, Ukraynalıların ve Rusların serbest birliğini, iki halkın tek devlette gönüllü birleşmesini savunmak mümkün olur.

Ancak bu hakkın koşulsuz tanınması, geçmişte kalan lanetli çarlık dönemi ile bağların kesin, geri dönülemez şekilde kopmasını sağlar; o çarlık ki, dil, memleket, karakter ve tarihi birbirine öylesine yakın olan iki halkı birbirine yabancı tutmak için elinden geleni ardına koymamıştı. O uğursuz çarlık, Rusları Ukraynalıların celladı kılmıştı; Ukraynalıları ise, onların çocuklarını anadillerinde konuşmaktan, okumaktan bile men edenlere karşı nefrete teşvik etmişti.

Rusya’nın devrimci demokratları, eğer gerçekten devrimci ve gerçekten demokrat olmak istiyorlarsa, bu geçmişle bağlarını koparmalı; kendileri için, Rusya’nın işçi ve köylüleri için, Ukrayna işçi ve köylülerinin kardeşçe güvenini yeniden kazanmalı. Bu, Ukrayna’nın, serbestçe ayrılma hakkı dahil olmak üzere tüm hakları tanınmaksızın mümkün değil.

Küçük devletlerin varlığnı onaylıyor değiliz. Dünya işçilerinin ‘kendi’ kapitalistlerine ve diğerlerininkilere karşı en yakın birlik içinde olmalarını savunuyoruz. Ancak birliğin gönüllü olabilmesi için, hiçbir konuda ve bir anlığına bile Rusya ve Ukrayna burjuvazisine güvenmeyen Rus işçisi, şimdi Ukraynalıların ayrılma hakkını tanımakta; bu sırada onları dost olmaya zorlamak yerine, onlara, sosyalizm mücadelesindeki eşitleri, müttefikleri, kardeşleri gibi davranarak dostluklarını kazanmaya çalışmaktadır.”


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı:231 - 8 Eylül 2017  Site yaşamını izle Tarihten... Tarihten... Tarihten...   ?