Sinif Mucadelesi

Kıdem tazminatına saldırı hazırlığı!

Cuma 5 Mayıs 2017

Referandumun ardından işçi sınıfının önemli kazanımlarından biri olan kıdem tazminatına karşı saldırı başladı. Resmi tatil olan 1 Mayıs’ta çalışan işçilerle televizyona çıkıp işçinin sigarasıyla uğraşan Çalışma Bakanı; “kıdem tazminatı fonu konusunda yüzde 70 mutabakat sağlandığı an tasarıyı Meclise sunacağız” dedi.

Amaçlarını, gerek hükümet gerek patronların temsilcisi olan TÜSİAD, TİSK, TOBB yöneticileri defalarca açıkladı; “işveren kıdem tazminatı yükünü nasıl karşılayacağım diye işten çıkarmıyor. İşverenimizin kıdem tazminatı yüzünden kabuslar görmesini istemeyiz.” Yani işçi çıkarma maliyetini düşürüp, patronların kabusunu işçilerin kabusuna dönüştürmek.

Kıdem tazminatının tarihi

1936 İş Kanunu ile en az 5 yıl çalışan işçiye, her yıl için 15 günlük ücreti tutarında ödenmesiyle kıdem tazminatı ilk kez başladı. 1950’de bu koşul 3 yıla indirildi. 1970’lerdeki mücadeleler sonucunda 1975’te bugünkü halini aldı. Yani işçinin işe başladığı tarihten itibaren, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihe kadar geçen her tam yıl için 30 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir. Giydirilmiş ücret esas alındığı için işçiye düzenli olarak sağlanan tüm haklar (ikramiye, sosyal yardım, prim vb.) hesaba dahil edilir. Kıdem tazminatı, işçi işten çırakıldığı anda, bir defada ödenir ve işçi kabul etmediği sürece taksitle ödeme yapılamaz.

Evet, her iş yılı için bir ücret tazminatının işçiler için ne kadar önemli olduğunu anlamak zor değil! Patronlar, bu nedenle 1980 askeri darbesinden beri bir yolunu bulup kıdem tazminatını bitirmek istiyorlar.

Kıdem tazminatını yok etme girişimleri

12 Eylül 1980 darbesinin hemen ardından grevler yasaklanmış, sendikal faaliyetler durdurulmuş, mücadeleci sendikacılar ve işçiler işten atılmış ve hatta bazıları cezaevine atılmış. İşte bu ortamda Vehbi Koç, derbecilerin başı Kenan Evren’e mektup yazıp “kıdem tazminatı karşılıkları, kurulacak bir fonda toplanmalı ve kalan kısım özel sektör yatırımları için düşük faiz ile kullandırılmalıdır” talebinde bulundu. Ancak devlet, hükümetler ve patronlar, bugüne kadar bu saldırıya cesaret edemedi. Neden? Çünkü hepsi şunu çok iyi biliyor: İşçi sınıfı, 15-16 Haziran 1970’de olduğu gibi sınıf olarak harekete geçip üretimden gelen gücünü kullandığında aciz kalacaklar, işçi sınıfının gücüne karşı hiçbir şey yapamazlar!

AKP iktidara gelince, patronların talebi olan “kıdem tazminatını tasfiyesi” için harekete geçti. 2003’te çıkardığı 4857 sayılı İş Yasası ile kıdem tazminatını fona aktarıp yok etmek istedi. Ancak gelişen tepkiler nedeniyle geri atmak zorunda kaldı. Sonraki AKP iktidarları da bir çok kez farklı girişimlerde bulundu ve her defasında işçi sınıfından gelecek tepkileri hissettiği için mecburen geri adım attı.

2009’da TÜSİAD, TİSK ve TOBB ortak bir metin yayınlayarak kıdem tazminatının kaldırılmasını gündeme getirdi: “İşçi alma ve çıkarma maliyetlerinin ve bürokratik işlemlerin fazlalığı işverenleri zora sokmakta, esnek çalışma şekillerinin uygulanmasını engellemektedir… Bu itibarla en kısa sürede kıdem tazminatı konusunun gündeme getirilerek, işletmeler üzerindeki yükün hafifletilmesi gerekmektedir.”

Patronların esas derdi yukarıdaki satırlarda özetlendi; istedikleri gibi kolayca ve en az maliyetle işçi çıkarmak ve yerine kolayca esnek ve güvencesiz çalışacak işçiler alabilmek; onları diledikleri gibi sömürebilmek ve canları ne zaman isterse kolayca işten atabilmek. Bunun önündeki engellerden biri kıdem tazminatı olduğu için zorla yok edemediklerinden işçileri kurnazlıkla ikna edip amaçlarına varmak istiyorlar. Kıdem tazminatını iyileştirme edebiyatları, ve fona devretme hikayelerinin tek amacı budur!

İşçi sınıfı, sınıf olarak harekete geçmek için gereken bütün hazırlıkları yapıp kesinlikle kıdem tazminatına dokundurmamalı, fon gibi tuzaklara kesinlikle düşmemeli. DİSK bu konuda kesin tavır alıyor, Türk-İş lafta kırmızı çizgisi olduğunu söylüyor, Hak-İş ise bunu bile söylemiyor. Sonuçta sendika yönetimlerinin, düzene maddi ve manevi olarak bağlılıkları ortadayken onlara bel bağlamak doğru değil. İşçiler, sınıf olarak bu işi çok yakından takip edip kıdem tazminatına dokunulduğu anda üretimden gelen güçlerini kullanmak için hazır olmalı. (30.04.17)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 227 - 5 Mayıs 2017  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?