Sinif Mucadelesi

Deneyimleri tekrarlamak mümkün!

Cuma 3 Şubat 2017

Hükümet, patronlarla birlikte “Milli Seferberlik” başlattığını açıkladı. Özetle, “işbaşı eğitimi” adı atında geçici olarak çalıştırılan işçilerin ücretini, devlet ödeyecek.

Daha önce “TOBB’un 1 milyon üyesi var, her patron bir işçi alsın, işsizlik yarıya düşer” kampanyası yapılmıştı ama patronlar hiç tınmamıştı. Bu kampanyada patronlara para var, belki bir kaçının işine gelir!

Asıl amaç tüm sorunların önüne geçmeye başlayan işsizliğin azalacağı görüntüsü yaymak.

Benzer bir çaba da enflasyon hesabında yapıldı. Hesaptaki gıdanın payı 2 puan düşürüldü, oysa arttırılması gerekiyordu.

Durumu iyiye gidiyor gibi gösterme amacındaki bu gibi oyunlar, referanduma kadar sürecek. Gerçekte işçi ailelerin hayatı her geçen gün daha da zorlaşıyor. İşyerlerindeki çalışma koşulları da kötüleşiyor.

Patronlar kârı düştükçe, az işçi, az ücretle çok üretim yapmaya yöneliyorlar.

Fabrikalarda, işçi fazlalığı lafları dolaşıyor, bir çok yerde işçi çıkarma var. Sürekli büyüme reklamı yapılan THY’de bile sözleşmede işçilere “ya zam ya işten çıkma” dayatıldı. Grevleri yasaklanan, sözleşmesi süren metal sektöründe zammı veren patronlar, işçi çıkarıyor.

İşini koruyan işçileri daha ağır ve güvenliksiz çalışma bekliyor. İşgüvenliği önlemleri, patronlar ve üretimi arttırmakla görevli müdürler için her zamankinden daha fuzulu masraf görünüyor. Buna hızlı çalışma baskısı eklenince iş kazalarının tırmanması şaşırtıcı değil. OHAL ile birlikte tırmanan iş kazaları, patronların artan rekabeti nedeniyle, her işkolunda daha da artıyor.

Hatta hükümetin başlattığı kampanya da işçi ölümlerini arttırabilir. Patronlar, cidi bir eğitim vermeden, en kalifiye, tehlikeli işlerde bile ucuza çalışan vasıfsız işçiyi tercih eder. “İşbaşı eğitimi” patronlara, bu olanağı sağlayacak.

Sanki işçiler için yapılmış gibi görülen tüm değişikliler, düzenlemeler, patronlara yarıyor. Çünkü patronlar, şimdi çok güçlü. Fabrikaları, tüm üretim alanlarını sahipleniyorlar, siyasi sistemi kendi çıkarlarına göre çalıştırıyorlar, kanunları düzenliyorlar, medyayı kontrol ediyorlar, bankaların sahibiler.

Ancak tüm bu güçleri, işçilerin çalışmasıyla varoluyor. İşçi çalışmasa, fabrika hiç bir şey üretmez, bilgisayarı açan çalışan olmasa, bankada vurgunculuk yapılamaz.

İşçiler, üretimden gelen güçlerini kulanarak, her şeyi tersine çevirebilir. Patronlarını dize getirip tüm toplumsal sistemi de değiştirebilir.

Renault işçileri kendi patronlarına hatta patron örgütü MESS’e karşı, 1989’da kamu işçileri hükümete karşı, üretimden gelen gücünü kullanıp onları geriletti. Taleplerinin önemli bir kısmını kabul ettirdi. 1989 Bahar Eylemlerinde, toplusözleşmeler %100’ün üzerinde zamla, iki yıl sonra %300’e varan zamlarla bağlandı, sendikal özgürlük genişletildi. Daha sonraki yıllarda Zonguldak maden işçileri, Ankara’da TEKEL işçileri hükümeti gerilettiler. TEKEL işçileri, AKP’ye 4C maddesini değiştirtti. Kıdem tazminatı hakkı bir yıldan 6 aya indi, senelik izin hakkı kazandılar, işgüvencesi sağladılar. Renault işçileri, sendikayı sildiler, patrona kendi temsilcilerini dayattılar, değişmez denen sözleşmeyi değiştirip zam aldılar.

Bugün böyle bir mücadele gerekli. Yoksa ekonomik kriz, belki patronların bir kısmını yıkacak ama işçi sınıfının tümünü, gittikçe daha fazla ezecek. Patronları, hükümeti geriletmek, dayatılan yasaları silmek geçmiş deneyimlerde olduğu gibi bugün de mümkün. İşçi sınıfı için tek çıkar yol bu. (02.02.2017)


Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 224 - 3 Şubat 2017  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?