Sinif Mucadelesi

Suriye’deki siyaset değişimi, iktidarın sorumluluğunu unutturamaz

Cuma 13 Ocak 2017
Suriye siyaseti bir kez daha değişti ve bu kez tersine döndü. AKP iktidarları boyunca; önce “kazan, kazan” denen dostluk siyaseti vardı, ardından “Esed” ile özetlenen düşmanlık siyaseti geldi. Bu arada “açık kapı”, “beton duvarlar”, “güvenli bölge”, “ülke güvenliği dışarıda başlar” gibi bir sürü laf edildi. Sonuçta ordu, Suriye'nin “toprak bütünlüğü” için savaşıyor; IŞİD'ten temizlenen yerler, Esad yönetimi için! Esad'ı devirmek için esip gürleyen Erdoğan, Türk askerini, Esad'ın askeri yaptı! Üstelik artık ekonomik ve siyasi çıkarların lafı bile edilmiyor, “ülke güvenliği” denip geçiliyor. Zaten Suriye çoktan talan edildi. Resmi rakamlara göre 450 bin insan öldü, daha fazlası sakat kaldı, 8 milyonu aşkın insan yerinden oldu, çatışma bölgelerindeki sanayi tesisleri talan edildi, altyapı tahrip oldu. IŞİD'in, Muhaliflerin olduğu bölgeler yaşanmaz halde. Ordunun girdiği Cerablus'a, Suriyelilerin dönmesi için yol, elektrik, hastane, okul gibi temel hizmetlerin de yapılması bu nedenden. Savaşın durması, Suriyedeki kitleler için elbette olumlu. Ancak bu süre içinde Suriyeli ve Türkiyeli kitlelerin ödediği ve ödeyeceği bedeller var. Hükümet çevreleri ve onları destekleyen MHP'nin, sanki siyasetlerini değiştirmemiş, savaşın şiddetlenmesinde ve katliamların artışında etkileri yokmuş gibi tavır almaları iki yüzlü olduklarını gösteriyor. Erdoğan'ın, ABD ve Batı'dan istediği desteği alamaması sonucundan sıkışıp, neredeyse bir gecede, yandaş medyayla hakaretler savurduğu Rusya-İran safına dönmesi, ne kadar zor durumda olduğunu da gösteriyor. Artık Erdoğan, Ortadoğu'da iddia ettiği gibi ne “oyun kurucu” ne de başka bir şey; sadece Putin'in emrinde bir siyasetçi haline geldi. Ancak bu durum, ABD'yi ve Batıyı kızdırıyor ve bundan çekindikleri için hükümet yetkilileri, özellikle ABD'ye olumlu seslenip eleştiriden çok NATO üzerinden bağlılıklarını açıklıyorlar. AKP'li siyasetçilerin Türkiye'de söylediği laflar, kendi tabanlarını ikna etmek için. Örneğin ABD'nin, Suriye'ye silah göndermesine karşı çıkılıyor. Oysa geçen yıla kadar, ABD ile “eğit, donat” programı çerçevesinde Suriye'ye silah gönderen ülkeler arasında Türkiye de vardı. MİT tırları ile silah taşındığını sağır sultan bile duydu. Elbette yasa dışı yoldan gidenler cabası. Rusya-İran ve Türkiye'nin girişimiyle ilan edilen ateşkes, aslında muhalif denenlerin çatışacak gücünün kalmadığının bir ifadesi. Türkiye'nin girişimiyle Helep'te ölümden kurtulan muhaliflerin çoğunluğu İblid kentine, bır kısmı da Türkiye'ye götürüldü. Doğuda Türk ordusu IŞİD ile savaştığına göre Suriye yönetimi, şimdi İblid kentini ele geçirmeye çalışacak. Muhalifler ne olacak? Rusya ve İran, Suriye yönetimi gibi tüm muhalifleri terörist olarak görüyor. Muhaliflere kalan çatışarak ölmek ya da Astana'daki toplantıya kadar kararlaştırılacak olan ve orada açıklanacakları kabul etmek. Türkiye, Astana'daki toplantıya, diğer ülkelerin aksine Suriye yönetimini değil, muhalifleri destekleyen ülke olarak katılacak gibi görünüyor. Böyle bir şey, düne kadar kafa kesen, IŞİD, el Kaide ile iç içe geçmiş, dini gericiliği dayatan, Kürtlere, Ezidilere eziyet eden, silahlı çete mensuplarının koruyucusu olmak demek. Suriye'de barınamayacaklara, Türkiye'nin kapısını açmak demek. Erdoğan'ın ve AKP'li siyasetçilerin Suriye'de yaşanan vahşette doğrudan sorumlulukları var. Türkiye'de yaşanan her katliamdan da sorumlular. Suriye'deki savaş Kürtleri öne çıkardığında, Türkiye'deki Kürt halkına da savaş açılmasının sonucu olan katliamlardan da sorumlular. (03.01.2017)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2017  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 223 - 1 Ocak 2017  Site yaşamını izle Siyasetin Gündemi   ?