Sinif Mucadelesi
Fransa

Calais mültecileri demagojisi

Cuma 4 Kasım 2016
Calais’deki “cengel” denen mülteci kampının boşaltılması hükümet tarafından insani bir durum olarak yansıtılıyor. Soğuk havada, çamur ve fare içerisinde binlerce mültecinin barakalarda yaşamak zorunda kalması insanlık dışı. Farklı bölgelere yerleştirilecek olan mültecilerin bir kısmı, hayatlarını tehlikeye atıp kaçış amaçları olan daha iyi yaşam şartlarına belki de kavuşacak. Ancak böyle bir şey mültecilerin rızası ile olmalı. Birçok siyasetçi kendi çıkarları için bu mültecileri, yabancı düşmanlığını körüklemek için kullanıyor. İyi ki onlara rağmen, dernekler ve sıradan insanlar, hükümetin başındaki siyasetçilerden farklı olarak, insanca davranmasını biliyor. Bu olayda hükümetin amacı, mültecilere yardım etmek değil, Manş deniziden uzaklaştırmak. Yaklaşık 20 yıldır, İngiltere’de akrabası olan veya İngilizce konuşabilen bazı mülteciler, Manş denizini geçip İngiltere’ye geçmeye çalışıyor. Fransa bunu, büyük güçlerin iğrenç geleneklerine bağlı olarak, Fransa ile İngiltere’nin yaptığı anlaşmaların sağladığı mali çıkarlar nedeniyle engelliyor. Binlerce jandarmayı seferber etti, onlarca kilometrelik tel örgüyle duvar ördü ve yeni bir duvar yaptırdı. Bir de önümüzdeki haftalarda bazı yeni “cengeller” oluşturulacağından polis ve jandarma, bunları hemen yıkmak için şimdiden hazırlık yaptı. Bundan daha insani tutum olsa gerek! Bu “cengellerin” yani vahşi ormanların oluşmasının esas nedeni, hükümetin mültecileri insanlığa yakışır bir şekilde ağırlamaması. Örneğin Dunkerque kentine yakın bir kasaba olan Grande-Synthe’de barakalar kurulduğunda, belediye başkanı Sınır Tanımayan Hekimlerle birlikte insanlığa yakışır bir mülteci kampı oluşturdu. Ancak hükümet, bu projeye karşı olduğu için bir kuruş bile yardım yapmadı ama ne yapıyor? “İnsani hareket” denilen bir polis operasyonu ile mültecileri uzaklaştırıyor ve ikiyüzlülüğünü ortaya koyuyor. Sağ ve Ulusal Cephe yöneticileri, farklı bölgelerde, mültecilerin gelişini engellemeye çalışarak daha da iğrenç davranıyor. Seçim dolayısıyla yapılan rekabet nedeniyle demagojik vaatlerini daha da arttırarak, aile birleşmesi ve oturma izni olmayan mültecilere yapılan sağlık yardımlarına karşı çıkıp baskıcı bir mülteci siyasetini savunuyorlar. Bu siyaseti savunanlar, Akdeniz’den gelen mültecileri denize atmak mı istiyor? Onlar Sudanlı ve Eritreli mültecileri diktatörlük rejimlerine geri göndermek veya Suriye ile Iraklıları bombalar altında yaşamaları için geri göndermek mi istiyorlar? Fransa veya tüm Avrupa Birliği etrafında bir duvar mı örmek istiyorlar? Hem sol hem sağ, Fransa’nın mülteci kabul edecek durumu olmadığını anlatıyor. 2015’ten bu yana 1.3 milyon mültecinin Avrupa’ya sığındığı söyleniyor. Avrupa Birliği’nin toplam nüfusu 510 milyon! Üstelik dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Fransa’nın, birkaç on bin mülteciyi kabul edemeyeceğini söylemek büyük bir yalan. Geçmişte Cezayir’den kaçan 1 milyon Fransız vatandaşını veya Vietnam’dan, Kamboçya’dan 1979’da kaçan 120 bin mülteciyi kabul etmek sorun olmamıştı. Politikacılar, mültecileri kabul etmek için gerekli istihdam sahası ve konutun bulunmadığını söylüyor. Yoksulları, birbirine karşı kullanmak istiyor. Oysa yoksullar arasında çıkar çelişkisi yok. Politikacılar, toplumun emekçiler ve kapitalistler şeklinde bölünmüş olması gerçeğini gizlemeye çalışıyor. 6 milyon işsizin sorumlusu göçmenler mi? Elbette hayır! Sağ, iş sahaları açacak mı? Tam aksine sağ, kamu hizmetlerinde önemli istihdam azalmasına gidip darbe vuracağını açıklıyor. Eğer sağ yeniden iktidara gelirse göçmenlerin yaşam şartları daha kötüye gidecek ama böylece tüm emekçilere karşı saldırılar artacak! Sarkozy gülünç duruma düşmekten çekinmeden “atalarımız Galyalı” masalını anlatıyor. Gerçekte Fransız işçi sınıfı, farklı kuşak İtalyan, Polonyalı, İspanyol ve Portekizli, Magripli ve Afrikalı göçmen işçilerle oluştu. Üstelik bugünün Calais mültecileri, yarının Avrupasının emekçileri olacak. Her dönemde demagoglar, burjuvaların çıkarları için Fransız emekçileri ile yabancı kökenli emekçileri birbirlerine düşman kılmaya çalıştı; “böl ve yönet siyasetini “ uyguladı. Yoksullara saldırılmanın amacı zenginleri korumak. Ancak önce sosyalist işçi hareketi ve sonra komünist işçi hareketi, her dönem yeni gelen kardeşlerini bağrına bastı ve onlarla birleşip mücadele yoldaşı oldu. Bugün bizler de aynı yolda yürümeliyiz. LO (28.10.2016)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2016  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 221 - 4 Kasım 2016  Site yaşamını izle Uluslararası Gündem   ?