Sinif Mucadelesi

Merkez Bankası üzerinden faiz kavgası ve Bank Asya’ya el konulması

Çarşamba 18 Şubat 2015
Ocak ayı enflasyon rakamına göre yılık enflasyon %1 değil, %0.4 düştüğü için (0.07’lik fark nedeniyle) Merkez Bankası, faiz indirimi yapmayacağını açıkladı. Erdoğan, bir süredir Merkez Bankası'nın faizi indirmesini istiyor ve hakarete varan konuşmalar yapıyor. AKP ve ona yakın patron çevreleri Erdoğan’ın faiz konusunda verdiği açıklamalar, kopardığı gürültüler ve yapılan kavgaların nedeni ve “gerekçeleri” iki “düşman kardeş” cephesine göre değişiyor. Erdoğan, her %1 faizin, “faiz lobisine” 2.5 milyar dolar ödeme anlamına geldiğini söyleyerek, yüksek faizle ekonomik büyümenin olamayacağını ileri sürüyor. Ona göre “faiz, enflasyona neden oluyor” faiz inerse enflasyon düşecek, ekonomi yeniden büyümeye geçecek. Yani sihirli anahtar, Merkez Bankası'nın elinde! Karşı tarafta, tam tersini söyleyenler var. “Enflasyonun artışı, faizi yükseltiyor” diyenler, Merkez Bankası'nın kararıyla faiz indirilirse doların fırlayacağını, Türkiye'den büyük miktarda para çıkışı olacağını, hatta ekonominin çökeceğini ileri sürüyor. Aslında, tarafların hiç biri doğruyu söylemiyor çünkü ekonomiye hakim değiller. Faiz düşse de yükselse de ekonominin canlanacağının, kâr patlaması yapan bankalarda yığılan paranın üretime gideceğinin garantisi yok. Çünkü ekonomi, ne Erdoğan ne Merkez Bankası ne de hükumetin denetiminde. Ekonomi en kısa ve zahmetsiz, vurgun yapmak da dahil her tür yolla kâr peşinde koşan büyük patronların keşmekeşi içinde yalpalıyor. Erdoğan, kendisinin kurduğu Merkez Bankası-ekonomi yönetimi sistemini eleştiriyor. Çünkü böylece ekonomik küçülmenin, rant sisteminin, enflasyonun, işsizliğin suçunu, başkasınını üzerine atıyor. AKP’nin “faiz lobisine” karşı olduğu iddiaları aslında laftan ibaret: 1975-2002 yılları arasında ödenen toplam faiz ödemesi 251 milyar dolar iken , AKP iktidarda olduğu 12 yıl içerisinde 389 milyar dolara fırladı. Yani 150 milyar dolara yakın artı bir faiz bedeli ödendi Bugün dünyada faizin en yüksek olduğu ülke %19.99 ile Arjantin. Hindistan'da %7.75, Çin'de %5.60. ABD'de faiz oranı %0.25, Avrupa Birliği'nde %0.05. Japonya'da %0. Ancak ne ilginç ki faizin en düşük olduğu ülkeler büyümüyor, yüksek olan ülkelerde büyüme hızı daha yüksek. Esas sorun bütün ülkelerin, uluslar arası mali sermayeye borçlu olmaları. Bu patronların bir kısmı, aynı zamanda en büyük sanayi patronları. Erdoğan, faizi indirtip patronları, paralarını, daha kazançlı olacağı için üretime yönlendirmek istiyor. Üretimi nasıl kârlı hale getiriyor, düşük ücretle! Oysa kitlelerin satın alma gücü yükselmedikçe ekonominin büyümesi mümkün değil. Satın alma gücü artmadığında, sermaye parasını üretime yöneltmiyor. Erdoğan, “uzmanlığını” bir avuç patron için değil, yoksulluk sınırında yaşayan 40 milyon insan, 3.5 milyon işsiz, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan asgari ücretliler için gösterse ekonomide düzelme olacak. Bugünkü kavga, Anayasa fırlatmasına neden olan kavgaya benziyor. Altında, tüm ekonomik ve siyasi sistemi tehdit eden, adım adım gelen, derin bir ekonomik kriz var. Bank Asya'ya yapılan uygulamayı da, temelde bu çerçevede görmek gerekiyor. Bulunan bahaneyle banka yönetiminin %610ine el konması, bankanın sermayesinin hükumetin kontrolüne alınması anlamına geliyor. Bu parayı artık istedikleri gibi kullanacaklar. Gülencilerle verilen kavganın temeli, ekonomik çıkarların hangi sermaye çevreleri arasında paylaştırılacağına ilişkindir. (04.02.2015)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2015  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 200 - 6 Şubat 2015  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?