Sinif Mucadelesi

Seçimler çözüm değil, örgütlenmeye ve mücadeleye!

Çarşamba 19 Mart 2014
Hırsızlar bir kez daha serbest kaldı! Zaten asıl hırsızlar ve çocukları üzerinden aracı olanlar hep serbestti. Hatta siyasi kimliklerini kullanarak, çok önemli kişilermiş, çok önemli işler yapıyormuş pozlarından yanlarına yaklaşılmıyordu. Düzenin onlara verdiği yetkiyi, emekçilerin canı, teri pahasına ürettiği zenginliği bir avuç patronu palazlandırmak için paylaştırmak ve bu arada kendi paylarını bölüşmek için kullandılar. Yoksulluk sınırının altındaki asgari ücretten alınan vergiyi, patronlara peşkeş çektiler. Kalanını da bitiremeyip villalara yatırdılar. Bu düzen batmıştır! Emekçiler, böyle bir düzeni hak etmiyor! Bu düzeni yıkmanın zamanıdır. Arap baharı yayılıyor; kitlelerin haklı isyanına katılmanın zamanıdır. Yunanistan'da, Mısır'da, Brezilya'da, Bosna-Hersek'te ve başka bir çok yerde kitleler, işte böyle kokuşmuş düzene ve yöneticilere isyan etti, ediyor. Tunus'ta Bin Ali'nin altınları, Libya'da Kaddafi'nin sarayları, Ukrayna'daki iktidarın lüksünün Tayyip'ten ne farkı var? Siyasi düzen, her yerinden dökülüyor, bu düzeni değiştirmek gerek. Ancak bize sandık gösteriliyor. Nerede sandıkla sorun çözüldü ki bizde çözülsün? Seçimle düzen değil, siyasetçiler değişiyor. Oysa değişmesi gereken düzenin kendisi: Bu siyasi düzeni besleyen, onu var eden, arkasında duran büyük sermayenin kâr düzeni. Rüşvet alanlar, yolsuzluk yapanlar ortada, kendilerini aklamaya çalışsalar da biliniyor. Rüşveti verenler, yolsuzluğu yaptıranlar, hemen kendilerini gizledi. Birkaç hafta önce adı söylenen patronlardan artık söz edilmiyor, hepsi özgür, işlerine, kasalarına döndüler. Belki bazısı batacak, bazısının işi azalacak ama onların düzeni sürecek. Rakipleri, yenileri, emekçileri boğan bu kâr düzenin nimetlerinden yararlanıp kasalarını şişirecek. Buna razı olmayalım. Siyasetçiler “kriz olmadı” diyerek, ekonominin büyümesinin sağladığı olanaklarla bizi kandırıp çalışma şartlarının kötüleşmesi, iş güvencesi ve iş güvenliğinin yok olması, hakların yok edilmesi, taşeronlaşma, eğitim ve sağlığın paralı hale gelmesine yol açtılar. “Dürüstüz” diyerek, emekçilerin istek ve beklentilerini, “müslümanız” diyerek, dini duyguları sömürdüler. Gerçekte yaptıkları, emekçilerin sırtından patronlara vurgun yapma ortamı hazırlamaktı. Bunu çok da iyi yaptılar. İşçilerine karşı, iş güvenliği masraflarına karşı, bu kadar cimri olan patronlar, milyonlarca avro, dolar rüşvet dağıttığına göre kim bilir ne kadar çok kazandılar. Bir rakam fikir verebilir: Yapılan bir hesaba göre asgari ücret ekonomik büyüme ile aynı oranda artsa idi 3 bin lira civarında olurdu! Oysa 800 lira! Patronların düzenini temsil eden iki “modern eşkıya” güç arasındaki kavga kesinlikle dürüst, yolsuzlukların, hırsızlıkların ve sömürünün olmadığı bir düzenin kurulması yolunda yapılan bir savaş değil. Bütün bu gürültü patırdı, krize tamamen batmış kapitalist düzendeki pastanın küçülmesi sonucu emekçilerin alın terini talan edenler arasındaki çıkar kavgasıdır. AKP hükümeti gidip yerine CHP veya başka bir hükümet geldiğinde aynı yolsuzluklar, hırsızlıklar ve pislikler devam edecek. Tıpkı daha önceki ANAP, CHP-MHP, CHP-MSP hükümetlerinde olduğu gibi. Çünkü bütün bunların kaynağı sömürü düzeni olan kapitalizmdir. İşçi sınıfı kendi sınıf temellerinde harekete geçmediği müddetçe temiz toplum beklemek boşuna. Bu düzen yıkılmalıdır, onu yıkacak gücümüz var. Emekçiler, iş yerlerinden başlayarak örgütlenmeli, kendi kaderlerini kendi öz örgütleri aracılığıyla ellerine almalı. Mahkemeyle, seçimle oyalanmaya, baskıyla yıldırılmaya izin vermeyelim. İşçi sınıfının hem dünyada dem de Türkiye'de yeterince deneyimi var. Bu deneyimler, her düzeyde örgütlenme ve mücadeleden başka yol olmadığını yeterince anlatıyor. (05.03.2014)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2014  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 189 - 7 Mart 2014  Site yaşamını izle Başyazı   ?