Sinif Mucadelesi

Hızla büyüyen ekonomik krizin nedenleri

Pazar 9 Şubat 2014
Son günlerde dolar, her gün yeni bir rekor kırıyor. Son veriler doların 2.37 TL’yi geçtiği yönünde. Avro ise 3.30’un üzerine çıktı. Bazı verilere göre son 9 ayda dolar yaklaşık % 30 ve avro ise % 35 civarında değer kazandı. Özellikle ekonomik sorunlarla ilgilenenler, yoğun tartışmalarında, sorunu teknik yönlerle sınırlı tutup geçiştirmeye çalışıyor: Merkez Bankası, piyasaya zamanında, yeteri kadar dolar sürdü mü, sürmedi mi, faizi yeteri kadar yükseltti mi? Öyle anlatıyorlar ki sanki esas sorun, bu gibi teknik müdahalelerden kaynaklanıyor! Ekonomik krizin biri ülke içi ve diğeri uluslararası olmak üzere iki temel etkeni var. Uluslararası etken; kapitalist ekonominin ve özellikle de önemli ölçüde belirleyici olan ABD ekonomisinin, her geçen yıl daha da büyük oranlarda ekonomik kriz bataklıklarına sürüklenmesinden kaynaklanıyor. Örneğin ABD’nin kamu borçları 20 trilyon dolara yaklaşıyor! ABD Merkez Bankası FED, geçen Mayıs ayından bu yana ekonomik sorunlardan dolayı para politikasında belirli değişiklikler yaptı. Bunun sonucu olarak milyarlarca dolar Brezilya, Türkiye, Endonezya, Güney Afrika gibi ülke piyasalarını aniden terk etti ve Türkiye de dahil, bu sözü edilen ülkelerin paralarında önemli boyutlarda değer kaybı yaşandı. Son günlerde de FED aynı nedenlerle belirli miktarda dövizi ABD’ye çekmeye başladı ve aynı olaylar gündeme geldi. Örneğin mayıs 2013 ile 17 aralık 2013 arasında Endonezya parası % 23.4, Güney Afrika ve Brezilya parası % 16.1 değer kaybetti. 17 aralık sonrası 21 ocağa kadar olan yaklaşık bir ay içerisinde ise lira % 12.2, Güney Afrika parası ise % 5 oranında değer kaybetti. Ekonomik krizin Türkiye'ye etkilerinin ulaşması ve bunun da ötesinde hükümetin, krizden sadece kendisini destekleyen patronları ve kesimleri koruyacağını açıkça göstermesi, hem Gülencileri hem de bugüne kadar icraatlarından dolayı destek veren TÜSİAD çevresinin, hükümetle kavgaya tutuşmasına yol açtı. Tüm bunların sonucu ve hükümetin gidiş sürecinin hızlandırılması da amacıyla, lira hızla değer kaybediyor. 17 aralık tutuklamalarıyla ortaya çıkan AKP çevrelerinin yolsuzluk, talan ve rüşvet gerçeği de, liranın dolar ve avro karşısında değer kaybetme sürecini daha da hızlandırdı. TÜSİAD’ın hükümeti eleştirerek “böyle bir ülkeye küresel sermaye gelmez” açıklamasına başbakan “bu ifade ülkeye karşı ihanettir” cevabı ve diğer patron örgütlerinin başbakanın arkasında duran açıklamaları oldu. Ama tüm bunlar, liranın değer kaybetmesini hızlandırmaktan başka bir sonuç vermedi. Liranın değer kaybetmesinin sonuçlarının bedelini kim ödüyor? Bunun bedelini kimin ödediğini anlamak için pazara çıkmak yeterli. Şimdiden bazı veriler, memurların ve ücretlilerin kazançlarında en az % 20’lik bir değer kaybı olduğunu ortaya koyuyor. Diğer yandan, patronlar ve iktisat uzmanları açıkça dövizin değerinin artmasının sonucu olarak masraflarının arttığını ileri sürerek tensikatlara başlayacaklarını belirtiyorlar. Uzun lafın kısası, hem dünya ekonomisi hem de Türkiye ekonomisi hızla patronların paraya doymak bilmezliklerinden dolayı uçuruma sürükleniyor. Ama patronlar ve onlara hizmet eden hükümet ve devlet yoluyla fatura, hep biz emekçilere ve yoksullara çıkıyor. Emekçiler açısından buna karşı tek bir çözüm yolu var: Hep birlikte harekete geçip üretimden gelen gücümüzü kullanıp kendimizi savunmalıyız.(30.01.2014)

Ana sayfa | İletişim | Site planı | |

Site yaşamını izle tr  Site yaşamını izle Arşiv  Site yaşamını izle Arşiv 2014  Site yaşamını izle Sınıf Mücadelesi Sayı : 188 - 1 Şubat 2014  Site yaşamını izle Emekçinin Gündemi   ?